Gelişmiş Üniversitelerde Kısa Sürede Veteriner Fakültesi Açılmalıdır!

Büyük Şehirlerdeki Gelişmiş Üniversitelerde Kısa Sürede  Veteriner Fakültesi Açılmalıdır!

Hacettepe, Gazi, Ege,Marmara, Dokuz Eylül, Akdeniz , Karadeniz Teknik gibi alt yapısı gelişmiş Üniversitelerde kısa zamanda Veteriner Fakültesi açılması teşvik edilmeli ve meslek camiası olarak bu yönde çaba sarf edilmelidir.

Meslek camiası mesleğe adım attığım 40 yılı aşkın süredir sayı ve enflasyon muhabbeti yapıyor. Sonuç alınan bir şey olmadığı gibi sürekli kaliteden yiyor, kalite gündeme hiç gelmiyor.

Artık kantite değil, kalite için ne yapılabilir üzerinde çözüm üretme zamanı da geçmektedir.

27.06.2013

Dr.Mustafa Altuntaş
Uzman Veteriner Hekim
Reklamlar
Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Eylemler ve Veteriner Hekimlik

Eylemler ve Veteriner Hekimlik

gaz_hayvan

Bir haftayı bulan süreçte, gezi parkına sahip çıkmakla başlayan direniş, tüm ülkede kitlesel bir tepki eylemine dönüştü.

Bu eylem içerisinde her siyasi görüşte, iktidar partisi de dahil olmak üzere her tür siyasi partiye oy veren, her türlü sosyal ve meslek grubundan insanlar yer aldı. Bu açıdan bakıldığında farklı ideolojik ve siyasi tercihi olan veteriner hekimler de bu tepki selinin bir şekilde içinde bulunarak, destekleyerek demokratik tepkilerini ortaya koydu.

Eyleme katılan, destekleyen, karşı çıkan, desteklemeyen veteriner hekimlerin eylem ile ilgili farklı değerlendirme ve yorumlarının, yaklaşımlarının olduğu da gerçektir ve doğaldır. Bu eylemle ilgili bireysel vatandaş tercihidir. 

Veteriner hekimler açısından yaşanan eylemin bir de mesleki boyutu bulunmaktadır. Eylem ve gelişen olaylar esnasında olağanüstü düzeyde kullanılan başta biber gazı kaynaklı olmak üzere çeşitli şekillerde sonuçlanan doğal çevre tahribatıdır.

gaz_kedi

Olayların başladığı ilk günü akşamından itibaren sosyal medyada bir çok veteriner hekim ve klinik, biber gazından dolayı zarar gören hayvanların ücretsiz bakılacağı konusunda duyurularını yapmışlar ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. 

Bunun dışında olaylara mesleki ve örgütsel bir yaklaşımı ortaya koyan bir bir tavır ve açıklama meslek örgütlerinden gelmemiştir. Bu anlamda olayların yaşandığı kentler ve etkilenen hayvanlar itibarı ile üye ağırlığı olan mesleki derneğimizin meslek kamuoyuna yönelik açıklaması istisnadır. 

Olayların etkin olarak yaşandığı İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana Bölge Veteriner Hekim Odaları başta olmak üzere Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi ve bağlı Odaların, olaylar esnasın zarar gören sahipli- sahipsiz hayvanlar ile kuşlar başta olmak üzere sebep olunan çevre tahribatını değerlendiren basın açıklamalarına, kamuoyu bilgilendirmelerine ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun yanında, ilgili Oda Yönetimlerimiz, münferit uygulamaların ötesinde tüm veteriner kliniklerinin olaylardan etkilenen hayvanların tedavilerinin ücretsiz üstlenmesini ve bunun kamuoyu ile paylaşılmasını sağlaması gerekli ve yararlı görülmektedir. 

Bu yönde açıklamalar meslek mensuplarımızın beklentisidir. Aynı zamanda mesleki ve sosyal sorumluluğun gereğidir. 

Meslek örgütümüzün tüm organlarıyla konuyla ilgili gerekli hassasiyeti ve etkinliği  gecikmeden göstermesini bekler, yaşanan olayların Milletimiz ve Vatanımız için hayırlı gelişme ve sonuçlara vesile olmasını dilerim.

03.06.2013
Dr.Mustafa ALTUNTAŞ 
Uzman Veteriner Hekim   
Çevre, Meslek Politikası içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Resmi Veteriner Hekim Hizmetini İhale Etmek!

Bakanlık İl Müdürlükleri, Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim ihalesine çıkmış,İhale şartnamesi yayınlamışlar.

Bu ihaleyi yaparken, akıl, bilgi ve mantık nereye gitmiş, anlam vermekte zorluk çekiyoruz.

Nedir yetkilendirilmiş veteriner hekim, ne iş yapar, ihale edilen nedir?

5996 sayılı yasada;Madde; 3/ 81: Yetkilendirilmiş veteriner hekim: Bakanlıkta görevli veteriner hekimler dışında, verilecek resmî görevleri yürütmek üzere Bakanlık tarafından yetki verilen veteriner hekimi ifade eder olarak tanımlanmış.

Açık ve net olarak diyor ki yasa, resmi veteriner hekimlerin yapmaları gereken bazı görevleri yürütmek için, resmi veteriner hekim yetki ve sorumluluğu verilen,   Bakanlık personeli olmayan veteriner hekimlerdir.

Ölçüsü de Bakanlık tarafından yetki verilmiş olması.Bakanlık tarafından yapılan ihaleyi kazanan kişiler değil.

Avrupa’da ve Amerika’da yıllardır yapılan bir uygulama. Nasıl yapıldığı, nasıl uygulandığının örnekleri olan bir uygulama.İhale edilmek gibi bir uygulama yok.

Nasıl yapılıyor?

İş tanımı yapılıyor, Bu görevi üstlenmek için gerekli şartlar belirleniyor. Bu şartlara uyan veteriner hekimler, tanımlanan görevler için yetkilendiriliyor.

Yetkilendirilen veteriner hekimlerin yaptıkları hizmete karşılık ücretleri Bakanlık tarafından ödeniyor. Denetim yaptığı kuruluşlarla herhangi bir menfaat ilişiği bulunmuyor.

Denetim görevi yapacak veteriner hekimlerin sahip olması gereken şartlar tanımlandığında bazı eğitimleri alması zorunlu görülüyor. Eğitim alması yeterli olmadığı gibi aldığı eğitim ve görev yapacağı hizmet alanı ile ilgili bir sınavlarda da başarılı olması gerekiyor.

Bu sadece veteriner hekimlere özgü bir durum değil, ama bizim konumuz veteriner hekimler.

Diğer bir ifade ile sadece yetkilendirilmiş veteriner hekimler değil, resmi veteriner hekim görevini yürütecek olanlar da denetim alanları ile ilgili eğitimleri alması ve sınavlardan geçmesi gerekir.

Diploma ve Bakanlık mensubu olmak yeterli olmak anlamına gelmiyor.

On yılı aşkın zamandır resmi veteriner hekim ve yetkilendirilmiş veteriner hekim konularıyla ilgili defalarca bilgi paylaşımı yaptık.

Mantık ihale olunca, her şeyi ihale edilir oldu.

Sun’i tohumlama ihale edildi,

Küpeleme ihale edildi,

Kayıt sistemi ihale edildi,

Aşılamalar ihale edildi.

Birileri para kazandı.

İşlerin sağlıklı yürüdüğünü söyleyeni bilen var mı?

İhale edilen işlerin sonuçları belli, her birinde işgüzarlık kırıla gitti, gitmeye de devam ediyor.

Veteriner hekimlik, mühendislik değildir. Yaptığı işle ilgili topluma ve ülkeye karşı mesleki sorumlulukları vardır, verilen işi yapmış olmak, mesleki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bakanlığın kendi mevzuatlarına aykırı olarak Damızlık Birliklerine suni tohumlama ve ıslah hizmetinin ihale edilmesinin getirdiği sonuç;Yüksek tohumlama rakamları. Başarı öyküsü görünüyor.

Ama suni tohumlama koçanının Birlik Başkanının masasında olduğu, destekleme almak için tosunların aştığı ineklere suni tohumlama belgesi düzenlendiği herkesin ağzında sakız olmuş, bunu yapmayan Birlik Başkanına iyi gözle bakılmıyor.

Yapılması gereken, zor bir iş mi?

Bakanlık, yetişemediği ama uluslararası sorumlulukları gereği yerine getirmek zorunda olduğu veteriner hizmetleri için, serbest veteriner hekimlerin hizmetinden yararlanmak istediği konuları belirler, işi tanımlar.

Türk Veteriner Hekimleri Birliğini davet eder, bu hizmetlerin serbest veteriner hekimler tarafından yürütülmesine ilişkin usul ve esaslarda mutabakat sağlar, gereken konuları protokole bağlar.

Belirlenen usul ve esasları açıklar, mevzuat haline getirir, keyfi ve kişiye bağlı uygulamaları devre dışı bırakır. Bu hizmetlere talip olanlardan gerekli şartlara uyanları, ihtiyaç görülen hizmetler için yetkilendirir ve görevlendirir. Oto kontrol ve denetim sistemini kurar.

En liberal ülke olarak tanımlanan ABD de bile bu yapılabiliyorsa, bu ülkede neden yapılmaz?

Bazı işler yapılırken amaç üzüm yemek mi, başka bir şey mi?

Bakanlık bürokrasisi ve yetkili makamları bu işlerden mi habersiz, Dünyadan mı habersiz? Yoksa bizlerin bilmediği şeyler mi var, farklı niyetler mi var?

5996 sayılı yasa, başka yerlerde mi hazırlandı, hazırlanırken mantığı üzerinde hiç mi yorum yapılmadı?

Bu ülkede gıda güvencesi ve gıda güvenliği her geçen gün daha da olumsuzlaşıyor!

Neden diye sormak bile anlamsız geliyor artık.

Yanlışta ısrar niye!..

Biz neleri tartışıyoruz!…

30.05.2013

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
AB uygulamaları, Genel, gıda güvenliği, Meslek Politikası, Veteriner Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Çiftliklerde Sürü Sağlığı-Üretim Yönetiminde Gelişmeler ve Veteriner Danışmanlık

 Çiftliklerde Sürü Sağlığı-Üretim Yönetiminde Gelişmeler ve Veteriner Danışmanlık
 

Giriş

Ülkemizde hayvancılığın gerek popülasyon, gerekse işletme yapısında dönemler itibarı ile önemli değişimler olmuştur. Bu değişimlerin olumlu veya olumsuz yönlerini ve üretime yansıyan sonuçlarını irdelemek başlı başına bir konu olduğu kadar çok yönlü irdelenmesi gereken süreçlerdir.

Yerli ırkların ıslahı ve bu amaçlı çevirme melezleme çalışmaları, bu süreci destekleyici yapıların oluşturulmaya çalışıldığı ve önem kazandığı süreç Cumhuriyet tarihinde uzunca bir dönemi kapsamaktadır. Bu süreç kendi içerisinde farklı gelişmelerin olduğu dönemleri içermektedir.

Hayvancılıkta Yapısal Değişimler

Genel ekonomik tercihlere paralel olarak, Türkiye tarım ve hayvancılığında 1980 sonrası gerek tercihler gerekse yapılanma yönüyle önemli değişiklikler olmuştur. Bu süreçte çevirme melezleme çalışmaları ikinci plana bırakılarak, damızlık ithali esasına dayalı kültür ırkları ön plana çıkartılmıştır. Verilen teşviklerdeki tercihlerle, ülke içindeki adapte olmuş damızlıkların kasaba sevk edilmesi ve onların yerine ithal damızlık edinilmesine yetiştirici yönlendirilmiştir. Bu sürecin sonunda büyükbaş hayvan varlığı içerisinde kültür ırkı sığırların oranında önemli artış olmuştur. Bununla birlikte yerli sığır ve melerleri ile küçükbaş varlığında hızlı bir azalma yaşanmıştır. Bu süreç kendi içerisinde işletme yapısı açısından da önemli değişimleri getirmiştir. Küçük ve orta büyüklükte çok sayıda kültür ırkı işletme oluşmuştur.

Son on yıllık süreçte uygulanan yine genel ekonomik politikalarda öne çıkan düşük kur ve ithal ikame politikası, tarım ve bilhassa hayvancılık sektörünü öncelikle etkileyen bir faktör olmuştur. Bu süreçte uygulanan politikalar sonucunda damızlık ithali tavan yaparken, yerli ve melez sığır varlığı ile küçükbaş hayvan varlığındaki azalma oldukça hız kazanmıştır. Gelinen noktada bilhassa kırmızı et açığı, tüm sistemi zorlamış ve artık Türkiye hayvansal gıdada telafisi zor mutlak dışa bağımlı hale gelmiştir.

Diğer taraftan bilhassa son yıllardaki gerek ulusal, gerekse uluslararası fon kaynaklı sağlanan teşviklerle orta ve bilhassa büyük süt hayvancılığı işletme sayısı kısa sürede hızla yükselmiş ve 50 baş ve üzerinde hayvan varlığına sahip besi dışındaki işletme sayısının 2012 yıl sonu itibarı ile 17 000  civarına ulaştığı tahmin edilmektedir.

Kurulan orta ve büyük ölçekli işletmeler, istisnalar bir tarafa bırakılırsa sektör dışındaki kişi ve kuruluşlar tarafından kurulmuştur. Bu durum, sektörün işlev ve hizmet yapısında önemli değişimlerin gerekliliğini de beraberinde getirmiştir.

ab_sektörel değişimAvrupa’da Durum

Diğer taraftan AB ülkelerindeki genel ekonomik olumsuzluklar, AB politikalarına da yansımıştır. Bu yansımaların sonucunda öncelikli olarak etkilenen tarım ve bilhassa hayvancılık sektörü olmuştur. Bu etki sonucunda, küçük ve orta ölçekli hayvancılık işletmeleri üretimden çekilirken, yerlerini Avrupa’da da büyük işletmeler almaya başlamıştır.  Bilhassa elektronik başta olmak üzere diğer teknolojik gelişmeler, robot teknolojileri ve bilgi yönetim sistemleri ile büyük işletmeler daha avantajlı konuma geçmişlerdir. Bu işletmeler karşısında rekabet gücünü kaybeden ve AB koruması her geçen gün azalan küçük işletmelerin devre dışı kalma süreci daha da hızlanmıştır.

Diğer yandan hayvan refahı, çevre, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği gibi konularda sorunların artması bunun yanında bu konularda toplum bilincinin her geçen gün artmaya başlaması, tüketici eğilimleri ve toplum baskısını hayvancılık işletmeleri üzerinde etkili hale getirmiştir(Şekil.-1; Avrupa Hayvancılık Sektörü Paydaş Etki Değişimleri)(7).

Veteriner Hizmetlerinde Değişim

vet_degisimBütün bu gelişmeler hayvancılık işletmelerinde veteriner hizmetlerinde sürü sağlığı ve üretim yönetimi, hayvan refahı, kalite, kalıntı, çevre, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği gibi konuları öne çıkartmıştır. Yine son dönemde çıkan salgın hayvan hastalıkları, BSE, E.Koli  gibi tür atlayan (zoonoz) hastalıklar,  antibiyotiklere direnç gelişimi gibi etkenler, veteriner hizmetlerinde tedaviden ziyade koruma önceliğini getirmiştir.

Bununla birlikte genetik ıslah sonucu gelişen ve artan süt verimi, çok hassas ve kontrollü bir sürü sağlığı ve üretim yönetimini mecbur kılmaktadır. Bu verim artışı, aynı zamanda, hayvanların çevre şartlarına uyumunun ve vücut direncinin azalması sonucunu getirmiş,  bunun sonucu olarak da artan yetiştirme hastalıklarının önem ve öncelikleri ile korunmasına ilişkin yöntemler değişmiştir. Teknolojik gelişmeler de bu değişimlerde doğal paydaş olmuştur.

Türkiye’de Değişim

Türkiye hayvancılığında yerli ırklar, daha sonrasında ise yerli ırk ve melezlerinin büyük ağırlığı oluşturduğu dönemlerde veteriner hizmetlerinin esasını salgın hastalıklara karşı mücadele ve melezleme-ıslah çalışmaları oluşturmuştur. Büyük ölçüde Ortadoğu ve Asya kökenli şap ve sığır vebası salgınları büyükbaş varlığının en önemli tehdit nedeni olmuştur. Tarım Bakanlığının kuruluşu öncesinde, sığır vebası ile mücadelede yetersiz kalındığı için görevinden azledilen İktisat Vekili (Ekonomi Bakanı) Celal Bayar’ın, yakın bir arkadaşına; “Bakanlıktan azledileceğime neden olacağını bilseydim, Meclisin koridorlarını serumla yıkatırdım”  dediği kaydedilmektedir(3).  Ölümlere neden olan dönemsel sığır vebası salgınlarının ötesinde, günümüze kadar önemli ekonomik kayıpların nedeni olan şap salgınları, şarbon v.b. ile gerekli mücadele yapılırken, halk sağlığı için önemli riskler oluşturan, ancak kaynak yetersizliği nedeniyle radikal mücadeleye bir türlü karar verilemeyen bruselloz ve tuberküloz ile mücadele yoluna girilememiştir.

Veteriner hekimlerin tuberküloz ve bruselloz teşhis etme yasağı bir anlamda halen devam etmektedir. Gıda Tarım ve hayvancılık Bakanlığının bütçesinde, tüm hayvan hastalıklarıyla mücadele için ayrılan bütçe; sadece hayvanlardan insanlara geçen bir hastalık olan brusellozun insanlarda tedavisinin devlete yıllık maliyeti kadar değildir(1)

Islah ve melezleme çalışmaları, suni tohumlama hizmetleri de öne çıkan konuları oluşturmuştur.

İthal kaynaklı bazı hastalıklar yanında uzun aralıklarla gündeme gelen (üç gün hastalığı v.b) hastalıklarda zaman zaman önemli hale gelmiştir.

Kültür ırkı ve melezlerinin artmasına paralel olarak da tedavi hizmetleri önem kazanmaya başlamıştır. Kültür ırkı damızlıkların çoğalması, özel veteriner tedavi hizmetlerinin gelişmesini sağlamış ve kamu kademeli olarak bu hizmetten çekilmiştir.

Ancak geleneksel hekimlik anlayışı; hasta hayvanların tanı ve uygun tedavileri sonucu sağlıklı bir sürü olacağı varsayımı ile bireysel hayvan tedavisi üzerinde odaklanmıştır. Hayvan popülasyonu ve işletme yapılarının çok önemli değişiklik göstermesine rağmen bu geleneksel yapı hala etkin şekilde sürdürülmektedir ve bu yapıda önemli bir değişim sağlanabilmiş değildir. Son dönemde sayıları artan orta ve büyük ölçekli hayvancılık işletmelerinin kurulması, çiftlik veteriner hekimliğinin bir alan olarak gelişmesini zorlamıştır.  Aynı paralelde sürü sağlık koruma programları da uygulanmaya başlanmıştır.

Bilhassa süt çiftliklerinde veteriner hizmetlerinin temeli olan, Avrupa’da son çeyrek asrı bulan sürede uygulanan, sürü sağlığı ve üretim yönetimi konuları ülke gündemine yeni gelmiştir. Bu, işletmelerin yapısal durumu ile paralellik göstermektedir. Çok yakın zamanda veteriner hizmetlerinde gündeme gelen ve henüz birçok Veteriner Fakültesinde eğitim programlarında gereği gibi yerini alamayan hayvan refahı, sürü sağlığı ve üretim yönetimi programlarının uygulanmasında yeterli seviyenin yakalanması bu tempoyla zor görülmektedir. Yatırımcıların sektörü bilmeyişi nedeniyle bu konuda arz-talep dengesi de kurulamamıştır.

Bununla birlikte AB uyum çalışmalarının yönlendirmesi, kurulan büyük ölçekli işletmelerin gereksinimlerinin ve sanayinin kaliteli ürün taleplerinin artması sonucu hastalıktan ari işletmeler oluşmaya başlamıştır. Bununla birlikte iyi uygulama esaslarını yerine getirme alt yapısına sahip  işletmelere “AB Onaylı İşletme” belgesi verilmesi sürü sağlığı ve üretim yönetiminde gelişmeleri teşvik etmektedir.

Bazı büyük işletmeler ise bunun yanında ürün kalite risk yönetim sistemlerini uygulayarak üretimlerinde ISO 22 000 kalite standardını yakalamaya çalışmaktadır.

AB ve Gelişmiş Ülkelerdeki Gelişmeler

Doğal kaynakların, çevre şartlarının ve kaba yem kaynaklarının büyükbaş hayvancılığa uygunluğu yanında, büyükbaş hayvancılığın temel konuları olan ıslah çalışmaları, üretici örgütlenmesi, pazar güvencesi gibi sorunları önemli düzeyde çözümlemiş olan AB ve diğer gelişmiş ülkelerde de veteriner hizmetlerinde son yarım asırlık süreçte önemli değişim ve gelişmeler olmuştur.

makale_gelisme Yaygın salgın hastalıkların geniş ölçüde kontrol altına alınması ile geleneksel bireysel hekimlik önem kazanmış ve oluşan talebi karşılamıştır.

Üretim ve pazarlamanın planlı, destekli, örgütlü ve sistemli hale gelmesi ile sürü sağlığına ilişkin konular gelişme göstermiştir. Bu yönde atılan önemli adım, süt üretimini doğrudan etkileyen mastitis koruma programları olmuş, 1960 lı yıllarda geliştirilen beş adımdan oluşan mastit koruma uygulamaları hala geçerliliğini sürdürmektedir(Resim.-3;Süt sığırcılığı uygulamalarında gelişmeler)(7).

Daha sonraları ise döl verimine ilişkin sorunlar ve döl verimi kontrolünün öne çıktığı görülmektedir. 1970 li yıllarda geliştirilen döl verimi kontrol programları ve kızgınlığı düzenlemeye yönelik uygulamalar hız kazanmıştır.  Genetik ilerlemeler ile sağlanan verim artışları, intansivitenin artması, sürü sorunlarının dikkati çekmesi ile sürü sağlığı programları geliştirilmiş ve 1980’li yıllarda yaygın şekilde uygulamaya konulmuştur.

Takip eden yıllarda sürü sağlığı programları, yerini sürü sağlığı ve üretim yönetimi programlarına bırakarak daha bütüncül bir yaklaşımla sürü sağlığı, üretimle birlikte değerlendirilerek, tedaviden ziyade yetiştirme hastalıklarından koruma ön plana çıkmıştır. Üretim yönetimi ve sürü sağlığı yönetimi bir bütün olarak değerlendirilmeye başlanılmış ve uygulamalar bu yönde gelişmiştir.

makale_nmpfBazı ülkelerde ise sanayinin ihtiyacı olan kaliteli ve sağlıklı süt için sürü sağlığı ve üretim yönetimi programlarına kalite programları da entegre edilmeye başlanılmıştır. Bu anlamda Amerika’da Ulusal Süt Üreticileri Federasyonu (NMPF) ile Amerikan Veteriner Hekimleri Birliği(AVMA)nin müşterek çalışması sonucu, Amerika Veteriner Hekimleri Birliği (AVMA) tarafından geliştirilen 10 maddeden oluşan şartları yerine getiren yetiştiriciler kalite programlarına dahil edilmişlerdir. Amerika ve Kanada başta olmak üzere birçok ülkede bu tür kalite güvence programları sürü sağlığı ve üretim yönetimi programları ile entegre edilerek uygulanmıştır(Resim.-4)(6)

Ürün kalitesi yanında hayvan refahı, ilaç kalıntıları, çevre koruma, işletmelerin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve halk sağlığı gibi kavramların yaygın olarak gelişmeye başlamasıyla sürü sağlığı ve üretim yönetimi programları da bu talepleri karşılayacak şekilde gelişme göstermiştir.

 Bu yönde en önemli gelişmelerden birisi de iyi uygulamalar dizinidir. İyi Süt Hayvancılığı uygulamaları da bundan payını alarak gelişmeye başlamıştır. FAO ve Uluslararası Sütçülük Federasyonunun birlikte 10 yıldan az aralıkla hazırlattıkları rehberlerde önemli farklılıklar oluşmuş, çevre, işletmelerin sürdürülebilirliği, idari, sosyal ve ekonomik yönetimleri de iyi uygulamaların bir parçası olmuştur. FAO, OİE ve AB kaynaklı veya müşterek hazırlanan belgelerin her birinde de yeni konular eklenmiştir. Son hazırlanan İyi Süt Hayvancılığı rehberleri, birçok ülkede uygulanan kalite güvence programlarının yerini alabilecek şekilde geliştirilmiştir(Resim.-3 İyi Sut Hayvancılığı Uygulamaları)(5).

makale_ihuDiğer taraftan ise kaliteli süt üretimini sağlamak amacıyla HACCP ve ISO 22 000 kalite güvence sistemleri de süt hayvancılığı işletmelerinde sağım ve meme hijyeni ağırlıklı olarak uygulanmaya başlamıştır.

Süt üretiminin sürdürülebilirliği, yönetsel düzeyde; hayvan genetiği, hayvan besleme, hayvan sağlığı, hayvan refahı, yem, atık ve su yönetimi, hastalık ve zararlı yönetimi ile zincir boyunca kalite kontrol ve güvencesiyle ilgilidir. Yönetsel etki optimizasyonu, güçlü bir süt çiftliği sürdürülebilirliğine katkıda bulunabilir. Daha iyi sığır sağlığı ve refahı, üretim faktörlerinin etkin kullanımına, mali ve sosyo-ekonomik kârlılığa katkıda bulunur. (8)

Sürü Sağlığı ve üretim yönetimi konusunda işletmedeki tüm uygulamaları bütüncül olarak değerlendiren HACCP ilkelerine dayalı risk yönetim uygulamaları 1990 lı yıllarda öne çıkan en etkin bir sürü sağlığı ve üretim yönetimi uygulaması olarak gelişmiştir.(9) Diğer uygulamalardan farklı olarak, standart prosedürlerin ötesinde, belirlenen hedeflere yönelik olarak üretim zincirinin tüm aşamalarında kritik kontrol noktalarının belirlenmesi ve risk yönetimini içermesidir. Hedeflerin belirlenmesi, risklerin tanımlanması ve kontrol noktalarının belirlenmesi esasına dayalı, her işletme için özel hazırlanan program, sürü sağlığı ve üretim yönetiminin etkin şekilde düzenlenmesi, yürütülmesi ve denetlenmesini kapsamaktadır. Kalite güvence ve programlarından en önemli farkı, kalite güvence sistemlerinde ürün kalitesi amaç olmasına karşılık, HACCP ilkelerine dayalı risk yönetimi uygulamalarında ürün kalitesi çıktılardan, yani sonuçlardan sadece birisidir(Resim.-5)(4)(9).

HACCP_şemaHACCP benzeri risk yönetimi uygulaması performansa yönelik olarak, biyogüvenlik, besleme ve metabolizma hastalıkları, hayvan refahı, döl verimi yönetimi, meme sağlığı ve sağım hijyeni, ayak sağlığı, buzağı ve genç hayvanların gelişimi başta olmak üzere sürü sağlığı ve üretim yönetimi yanında çevre ve atık yönetimi, personel yönetimi, idari ve ekonomik faaliyetlerin tamamını kapsamaktadır. Sürü refah ve sağlığı, üretim kalite ve verimliliği, işletmenin karlılığı ve sürdürülebilirliği ile çevrenin korunması uygulamanın temel hedefleri olarak tanımlanabilir.

 HACCP sistemi uygulaması, AB mevzuatında 2006 yılında tüm gıda işletmelerinde zorunlu hale getirilirken, birinci üretim aşaması bunun dışında bırakılmıştır. Buna karşılık birinci üretim aşamasında yani çiftliklerde HACCP ilkelerine dayalı (HACCP benzeri) risk yönetimi uygulanması ve uygulamanın geliştirilmesi için çalışmalar yapılması tavsiye edilmiştir(2).

Teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve hassas hayvancılık (PLF) olarak tanımlanan robot kontrollü hayvancılık işletmelerinde de sürü sağlığı ve üretim yönetimine ilişkin konular değişmemekte, sadece uygulama şekilleri farklılık göstermektedir.

Sonuç

Sürü sağlığı ve üretim yönetimine ilişkin iyi süt hayvancılığı uygulamaları, kalite güvence programları, kaliteli süt üretimine yönelik HACCP ve ISO 22 000 kalite sistemleri, HACCP ilkelerine dayalı risk yönetim uygulamalarındaki gelişmeler, veteriner hekimlik ve veteriner hizmetlerinde farklı bir yapıyı zorunlu kılmaktadır. Geleneksel tedavi edici hekimliğin ötesinde, sürü sağlığı programlarını uygulayan çiftlik veteriner hekimliğinden bağımsız çalışan ve bunların dışında işletmeleri bütüncül olarak gözlemleyerek değerlendiren, risk yönetimi sistemini oluşturan ve uygulamasını denetleyen, multidisipliner bir anlayışla çalışan veteriner danışmanlık hizmetlerinin şekillenmesini ve gelişmesini zorunlu hale getirmektedir. 29.03.2013

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
 

Kaynaklar

  1. I.Türkiye Zoonotik Hastalıklar Sempozyumu, 2006,Ankara.
  2. Avrupa Birliği (AB) direktifleri hijyen kodları 852/853/854-2004. 
  3. Bekman M (1950): Veteriner Hekimliğimizin Fetret Devri. Hüsnütabiat Matbaası, İstanbul
  4. Cho, Jae-Jin, D.V.M, Ph.D;Animal welfare and safety livestock production by HACCP system implementation in Korea, Korea Livestock Products HACCP Accreditation Service (sunu)
  5. Guide To Good Dairy Farming Practice, Food And Agriculture Organization Of The United Nations And International Dairy Federation Rome, 2011
  6. NMPF-National Milk Producers Federation.
  7. Noordhuizen, Jos P.T.M.;Changes in the veterinary management of dairy cattle: threats or opportunities?  http://www.vetscite.org/publish/articles/000018/article.pdf
  8. Noordhuizen,J. At all.; Veterınary Advısory Practıce and Sustaınable Productıon On Daıry Farms. http://www.bcva.eu/bcva/education/documents/veterinary-advisory-practice-and-sustainable-production-dairy-farms
  9. Noorrdhuisen, J. , Silva, J.C., Boarsema S.J., Vierra,A.; Applying HACCP-based Quality Risk Management on dairy farms, Wageningen Academic  Publishers, 2008
  10. Nordhuizen,J.P.; Assessing Dairy Cattle Health Worldwide, XXIV.World Buiatrics Congress, 2006.
Büyükbaş, Genel, Hayvan Besleme, Hayvan Refahı, Hayvan Sağlığı, Hayvan Yetiştirme ve Islahı, Meslek Politikası, sığır, Tarım ve Hayvancılık Politikaları, veteriner hekim, zootekni içinde yayınlandı | Yorum bırakın

2012 Sayfa Özeti

WordPress.com istatistik yardımcı klavuzları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

600 kişi 2012 yılında Everest dağın tepesine ulaştı. Bu blog 2012 içinde yaklaşık 10.000 kez görüntülendi. Everest dağın tepesine ulaşmış her kişi bu blogu görüntüleseydi, bu kadar çok hit alması 17 yıl sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Organik İşletmede Tuberküloz Çıkışı ve Düşündürdükleri

Organik İşletmede Tuberküloz Çıkışı ve Düşündürdükleri

Gümüşhane Kelkit de faaliyet gösteren Türkiye’nin ilk modern Organik Hayvancılık işletmesinde tuberküloz çıkması, endişeye neden olurken sistemin sorgulanması gerektiğini gündeme getirmektedir.

Her türlü risk unsurlarının kontrol altında olması ve prosedürlerin sürekli uygulanması gereken bir organik hayvancılık işletmesinde hastalığın çıkması sistemin sağlıklı çalışmadığının göstergesi olarak yorumlanır. Bulaş kaynağı ağırlıklı olarak birebir temas olan Tuberkülozun çıkması, durumu ve sistemi endişe verici olarak yorumlamaya yetmektedir.

Bu sonuç sistemin Organik Tarım ve iyi tarım uygulalamalarına ilişkin kontrol ve sertifikasyonun sorgulanmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

İlk çıkışında Bitkisel üretime yönelik hazırlanan yönetmelik ve uygulama birimi Tarımsal Üretim Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülürken, Bakanlık yapılanması ile Bitki Üretim Genel Müdürlüğü bünyesinde bir Daire Başkanlığı tarafından bu hizmetler yürütülmektedir. Bu süreçte yönetmelikte yapılan değişiklikle hayvancılık da uygulama kapsamına alınmıştır.

Su ürünleri içinde uygulamalar başlatılmış, Bitki Üretim Genel Müdürlüğü TSE ile birlikte yürüttüğü eğitim çalışmalarında veteriner hekim olmayan meslek mensuplarının denetimleri yapmak üzere sertifika sahibi kılmaktadır ki ziraat mühendisleri, biyologlar bu konuda yetkilendirilmektedir. Şu ana kadar bu konularda yetki almış denetçilerin dağılımı başlı başına sorgulanması gereken bir husustur.

Basına yansıyan, Rahmetli Tarım eski Bakanı Mustafa Taşar dönemindeki balığın bitki olduğunu ispat çabası, çabayı geçmiş, balıkların yanında ineklerin de bitki olduğunu kabul eden bir düzen fiilen uygulanmaktadır.

Esas itibarı ile iyi tarım uygulamaları ve organik tarım, gıda güvenliğinin önemli unsurlarındandır. Bu uygulamaların amacı gıdaların her türlü risklerden arındırmaktır. Bu risklerin olup olmadığı, risklerden arındırılmış bir üretimin olup olmadığı ilgili kontrol birimlerinin görevidir.

Gıda güvenliği ile ilgili her türlü risklerin kontrolü, Bakanlığın yapısındaki görev ve sorumluluklar yönüyle değerlendirildiğinde; İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım faaliyetlerinin kontrol ve sertifikasyon birimi Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü olmalıdır ve mevcut yapıda başka bir alternatifi kabul edilebilir değildir.

Hayvancılıkta iyi tarım uygulamaları, iyi süt hayvancılığı, iyi besicilik uygulamaları, iyi balıkçılık uygulamaları gibi türü ne olursa olsun, veteriner hekimlerin dışındaki meslek mensuplarının denetim ve sertifikasyonda yetkilendirilmesi, hayvancılıkta iyi tarım ve organik tarım sertifikalarının toplumu ve tüketici kandırmaktan başka bir şey olmadığının, işin daha acı yanı ise bu işin Devlet tarafından, gıda güvenliği ve güvenilirliğini temin etmekle yükümlü bir Bakanlık tarafından yapılmasıdır.

Bu olay açık olarak göstermektedirki bu konudaki yapılanma, denetim ve sertifikasyonişlemleri ciddi şekilde sorgulanmalı, gerek ilgili, sorumlu ve yetkili birimlerin, gerekse bu konuda yetkilendirilecek meslek mensuplarının mesleki yeterliliği sorgulanmalıdır.

Mesleki yetkinliği olmayan meslek mensuplarına düzenlenen kurslarla verilen denetçi belgeleri geçersiz kılınmalıdır. Aksi halde bir taraftan tüketici aldatılırken, diğer taraftan suç işlenmektedir. Hayvanlar üzerindeki her türlü ameliye uygulama, teşhis, kontroll ve tedavi konusunda tek yetkin meslek veteriner hekimlerdir. Organik ve iyi hayvancılık uygulamalarının temel unsurlarından olan hayvan refahı uygulamaları ve denetimi de doğal olarak hayvan sağlığının bir parçası olarak veteriner hekimlerin uhdesinde olan bir yetkidir.

Ülkenin modern ve ilk organik hayvancılık işletmesinde ortaya çıkan bu endişe verici durumun hızla giderileceğini beklerken; ilgililerce, kısa sürede bu saçma yapının düzeltilerek, olması gereken ciddiyete ve tüketiciyi güvence altına alacak bir şekle sokulması gerekmektedir.

Meslek kamuoyu, tüketiciler ile gerek mesleki gerekse tüketici örgütleri konunun takipçisi olmalıdırlar. 29.12.2012

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
Büyükbaş, Genel, gıda güvenliği, Hayvan Sağlığı, hijyen, Meslek Politikası, Veteriner Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hollanda’dan bir kesit

HOLLANDA 

Yüzölçümü:  33.000 km² 
Nufusu: 16 million 

Süt Hayvancılığı: 
19,000 yetiştirme,  1.4 milyon sütçü inek 
8000 kg süt verimi / yıl 
11 milyon ton süt milk >60 % ihraç 

Dana Eti 
2,100 yetiştirme,  861,000 buzağı 

Sütçü olmayan 
25,000 yetiştirme,  215,000 genç sığır 

Kaynak: Sürü Sağlığı Sempozyumu/Kayseri 
Otlis Sampimon & Peter Franken 
Animal Health Service, Deventer, The Netherlands 

 
Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın