Yaşayan İki Miras; Karacabey Harası ve At

Yazıyı resim içerikleriyle birlikte PDF formatında açmak için bağlantıyı tıklayınız. Karacabey_Harası ve_At_Bursa_Günlüğü Dergisi Sayı 2, 2018

Yaşayan İki Miras;

Karacabey Harası ve At

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ, Uzman Veteriner Hekim

Osmanlı İmparatorluğundan Cumhuriyete miras kalan iki değer Bursa’da varlığını sürdürüyor; Karacabey Harası ve At.

Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun’a çeyiz olarak verilen arazilerde kurulan ve İmparatorluk döneminde  “Çiftlikat-u Hümayun”  bünyesinde faaliyetini sürdürmüş olan Karacabey Harası, Cumhuriyet döneminde ülkemizdeki hayvan ıslahı çalışmalarının en önemli merkezi olarak gelişmiş ve bu doğrultuda hizmetlerini sürdürmüştür.

Orta Asya’da aynı anavatanı paylaşan Türk Milleti  ile atın birlikteliği, tarihin her döneminde güç birliği  ve medeniyetin yayılmasında bir simge oluşturmuştur. Bu birliktelik Türklerin yeni yurtlar edinmesinde, Anadolu kapılarının açılmasında, Viyana kapılarına dayanılmasında temel faktör olmuştur.

Dünya’da İlk

Osmanlı, iyi atlara sahip olabilmek için Dünya tarihinde bugün ki anlamda modern yetiştiriciliğin 15.yüzyılda ilk uygulayıcısı olmuş, Hayvanat Ocaklarında yetiştirdiği atlar ile İmparatorluk zirveye ulaşmıştır. Yetiştirmenin ihmali ile İmparatorluğun at ithal etme mecburiyetinde kalması, imparatorluğun dağılmasıyla paralellik göstermiştir.

Ahmet Mithat, haraları; “Hayvan yetiştiren, iyi ve faydalı ürünler alarak, doğrudan doğruya bir memleketin ırk hayvanlarının (at, sığır, koyun, tiftik keçisi gibi. ) çoğaltılmasını ve ıslahını sağlayan kurumlar” olarak tanımlamaktadır.  Devlet haralarının başlıca amacının ise, halkın temin edemeyeceği çeşitli damızlıkları hayvan sahiplerinin emrine sunmak ve memleket hayvancılığını  sıkı kontrol altında bulundurmak, ıslah çalışmaları yanında halkı yetiştiricilik hususunda bilgilendirmek ve teşvik etmek olduğunu belirtmektedir.

Kaynaklara göre Avrupa’da ilk resmi hara 1665 yılında Fransa’da açılmıştır.

Önemli Yetiştirme, Islah, Araştırma ve Eğitim Merkezi

Cumhuriyetin kurulması ile her konuda olduğu gibi gerek at yetiştiriciliği ve gerekse diğer hayvan türlerinin ıslahı konusunda da ülkenin ihtiyaçları belirlenmiş, bu tespitlere göre yetiştirme ve ıslah faaliyetlerine yön verilmiştir. Bu süreçte Karacabey Harası önemli bir misyon yüklenmiştir.

Yerli ırkların seleksiyonla ıslahı yanında yüksek süt ve et verimine sahip esmer ve siyah alaca damızlıklar yurtdışından getirilerek adaptasyonları sağlanmıştır. Diğer taraftan yerli ırklarla melezleme çalışmaları yapılmıştır. Yörenin yerli sığırı olan Boz Irk sığırların, İsviçre Esmeri sığırlarla melezlenme sonucu genotipleri sabitlenerek Karacabey Esmeri sığırı geliştirilmiştir. Diğer taraftan yerli koyunlarımızın et ve yapağı verimini artırma yönünde yapılan çalışmalarla Karacabey Merinosu meydana getirilmiştir.

Hayvan ıslah ve yetiştiriciliğinin vazgeçilmez uygulaması olan suni tohumlama, Dünyada ilk uygulayıcısı olan Rusya’dan sonra ikinci olarak Ülkemizde Karacabey Harasında uygulanmaya başlamış ve bu uygulamayı yapacak elemanlar yıllarca burada yetişmişlerdir.

Yörede başta bezelye olmak üzere konserve sanayi artıklarının değerlendirilmesi yönündeki çalışmalar sonucunda, bu artıkların silaj yapılarak değerlendirilmesi ile hem bu artıkların değerlendirilmesi hem de önemli bir yem kaynağı haline gelmesinde Karacabey Harası örnek ve önder olmuştur.

Karacabey Harası, sadece yetiştirme ve ıslah faaliyetlerinin merkezi olmanın ötesinde ülke hayvancılığına yön veren konu uzmanlarının yetiştiği önemli bir merkez olmuştur. Son yıllara kadar Veteriner Fakültesi öğrencileri,  stajlarının dışında öğrencilik döneminin son bir ayını öğretim üyeleri nezaretinde yetiştirme, besleme ve hayvan ıslahı konularını yerinde görmekte ve uygulamalara katıldıktan sonra mezun olmaktaydılar. Bu uygulamalar ile sağlanan birikimler nedeniyle Veteriner Hekimlerin kariyerinde Karacabey Harası önemli bir yer almıştır.

Karacabey Harasında yetişen uzmanlar 1931 yılında ilki gerçekleştirilen 1.Ziraat Kongresi başta olmak üzere ulusal kongre ve toplantılarda sundukları tebliğ ve raporlar ile hayvancılık politikalarının oluşmasına yön vermişler, kamu yönetiminde önemli görevler üstlenmişlerdir. Bu rapor ve tebliğlerin içeriği halen geçerliliğini korumaktadır.

Karacabey Harasında yürütülen çok sayıda akademik araştırma, ülkemizde hayvan ıslah çalışmalarına ışık tutar niteliktedir.

Karacabey Harası, çalışmalarının Cumhurbaşkanı, Başbakanlar düzeyinde takip ve ziyaret edildiği bir kurum olmanın ötesinde Ülkemizi ziyaret eden birçok yabancı devlet adamının da ziyaret noktalarından birisi olmuştur.

Etkin Bir Gelenek

Harada yapılan çalışmalar ve sağlanan gelişmelerin yöre insanıyla buluşturulmasında Karacabey Harası geçit törenleri ve panayırları önemli rol oynamıştır. Bu uygulamalar, yöre ve komşu illerden gelen çok sayıda yetiştirici ile birlikte bu illerin Vali ve üst düzeydeki kamu yöneticileri de katılmak suretiyle önemli bir bölgesel etkinlik geleneği oluşturmuştur.

Geleneksel geçiş töreni ve panayırlar, harada yetiştirilen ve ıslah edilen hayvan türleri yanında tarımsal faaliyetlerde kullanılan modern alet ve makinaların da bu seremoniye katılması ile yöre çiftçisinin teknoloji ile tanışmasında önemli rol oynamıştır.

Karacabey Harası ve At

Osmanlıdan miras kalan ve halen yaşatılan ender kaynaklardan birisi olan Safkan Arap Atı yanında, at ıslah çalışmaları çerçevesinde birçok at ırkı saf ve melez olarak yetiştirilmiştir.

“Çiftlikat-ı Hümayun” olarak Harada, saraya binek atı, ağır ziraat ve koşum ile hafif koşum, binek atı yetiştirmesi yapılmakta iken, 1881’de Perşeron Irkı ve Hannover Atı, 1918’de Arap Atı, 1922’de Anglonorman aygırı, 1923’de Nonius, 1928’de İngiliz atı getirtilerek at yetiştiriciliğinde kullanılmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Macaristan’dan Nonius atları getirilmiş, saf ve yarım kan şeklinde yetiştiriciliği yapılmıştır. Mevcut iri cüsseli, kalın kemikli ve koyu donlu yerli kısraklara Nonius aygırı verilerek iş ve çeki hayvanı olarak Karacabey Noniusları , Safkan Arap aygırlar kullanılmak suretiyle ise Universal Karacabey Atı geliştirilmiştir.

Konkur atı yetiştirilmesine yönelik çalışmalara 1924 yılında başlamış, 1941 yılında Nonius, Arap ve Karacabey atlarının birleşimi ile konkura uygun bir kombinasyon oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalara 1962 yılında Karacabey Atı ve Karacabey Noniusları ile tekrar hız kazandırılmış, ancak 1970 yılında yetiştirilmesine son verilmiştir. Karacabey’de yetiştirilen Konkur atları uluslararası yarışlarda Türkiye’yi 1960’lı yılların sonlarına kadar temsil etmişlerdir.

Yetiştirilen damızlıkların idmanlarını temin etmek için gerekli elemanları sağlamak, köylü çocuklarını yetiştirmek, onlara at bakımı ve beslemesini öğretmek, binicilik ve yarışçılık kabiliyetlerini yükseltmek amacıyla 1927 yılında binicilik okulu açılmıştır. Eğitimler için Atatürk’ün onayını içeren Bakanlar Kurulu kararları ile yurtdışından uzman eğitmenler getirilmiştir.

İngiliz atı yetiştiriciliğine 1928 yılında başlanmış, 1981 yılında son verilmiştir. Hara arazilerinden 2000 yılında tahsis edilen 5000 da alanda, Bakanlığın at yarışları fonundan sağlanan kaynakla kurulan TJK Pansiyon Harası, İngiliz atı yetiştiriciliğine önemli katkı sağlamaktadır.

Gerek bakım ve yönetim kolaylığı, gerekse güç ve çok yönlü kullanıma uygun bir iş ve binek hayvanı olan Haflinger atı yetiştiriciliğine Karacabey Harasında 1961 yılında başlanılmış, 1995 yılına kadar saf ve yarım kan olarak yetiştiriciliği sürdürülmüştür.

Ülkemizde koşu atı olarak Safkan Arap Atı yetiştiriciliği günümüzde Anadolu, Karacabey ve Sultansuyu Haraları ile birlikte özel yetiştiriciler tarafından yapılmaktadır. İngiliz Atı yetiştiriciliği ise tamamen özel yetiştiriciler tarafından yapılırken, yetiştirilmesine son verilen Spor ve Konkur Atları konusunda büyük ölçüde dışa bağımlı kalınmıştır.

Türklerde At Kültürü

“At bi­nen milletler, tarih sayfalarına hakim oldular. Atlı savaşçı olarak bilinen İskitler, Asya’nın uzak köşelerinden ge­lip Harran kalesini fethetmişler ve Asur İmparatorluğunu yıkmışlardır. Diğer taraftan ise tüm yönlere yayıla­rak Çin’i işgal etmiş ve yakın doğuyu ele geçirmişlerdir.”

Tarihte ilk defa koşum takımlarını keşfederek atı çekim hayvanı olmak­tan öte binmeyi ve ona hakim olmayı öğrenen Türkler biniciliği de tarih sayfasına çıkarmışlardır. Türklerin ata binmedeki maharetleri “Türkler … bir defa eyere oturduktan sonra kü­çük ve çirkin ama yorulmak bilmeyen ve yıldırım gibi giden atlarına sanki yapışık kalırlardı. Bütün hayatları at­ları üzerinde kah bacaklarını ayırarak, kah kadınlar gibi yan oturarak geçirir­lerdi. At üzerinde kurultay toplarlar, alış veriş yaparlar, yerler içerler hatta atın boynuna doğru eğilerek uyurlar” şeklinde anlatılmaktadır.

En Seçkin Arap Atları Türkiye’de

“Arap atları o kadar soylulaşmışlar­dı ki, 622 yılında Mekke’den Medine’ye Hicret esnasında Hz. Muham­med(SA)’in yanında bulunan beş kısrak sıcaktan kavruldukları halde Peygamber izin vere­ne kadar hiç bir yerden su içmediler.”

İlk damızlık materyalini saraydan intikal eden aygır ve kısrakların teşkil ettiği Safkan Arap Atları Karacabey Harası ve Çifteler Harasında 1924, Sultansuyu Harasında ise 1928 yılında yetiştirilmeye başlanılmıştır.

Urfa bölgesinde halk elinde bulunan atlar uzman bir heyetçe gözden geçirilerek en güzel atlar satın alınarak damızlık kadrosu güçlendirilmiştir.

Safkan Arap atlarının en soylu ve seçkin nu­munelerinin Türkiye’de yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Safkan Arap atının kaynağı olan Arabistan’da iyi va­sıflı Arap atı numunelerinin çok azaldığı bir dönemde,  bu amaca erişebilmek için Türkiye’nin Safkan Arap atı yetiştirmesi konusundaki en yetkili uzmanlarından kurulu iki he­yeti 1932 ve 1936 senelerinde Arabistan’a gönder­mişlerdir.

1932’de Başlayan Serüven

Bu heyetler Arabistan’ın en soylu örneklerinden, safkan Arap atı yetiştiren Suriye’nin çeşitli yetiştirme sa­halarını tetkik etmiş ve bütün Irak’ta mevcut aşiretleri ve bunla­rın elinde bulunan en soylu Arap aygır ve kısraklarını birer birer gözden geçirerek bulduğu bü­tün seçkin örnekleri satın ala­rak Türkiye’ye getirmiştir. Bir daha tedariki imkansız denecek derecede güç olan en asil Arap atlarının Türk Haraları Safkan Arap kadrosuna ilave et­meyi başarmışlardır.

1932 senesinde 22 ve 1936 da sa­tın alınan 119 baş safkan Arap aygır ve kısrağının Haralara ve aygır depolarına verilmesiyle Türkiye, Safkan Arap atı yetiştiriciliği alanında ön safta yer almayı başar­mıştır.

Bu suretle denebilir ki Türkiye Haralarında bugün yetiştirilmekte olan iyi özellikte Arap atı örneklerine Arabistan’da bile pek az olarak rast­lanmaktadır. 1932 yılında ilk seyaha­tini yapan heyet çok şanslı olmuş ve dünya çapında bir kıymet ifade eden Safkan Arap atlarının satın alınmasını başarmıştır.

Yapılan ıslah çalışmaları sonunda gerek koşu performansı, gerekse vücut güzelliği ve asaleti ile Türk Safkan Arap atı kendine has özelliklere kavuşmuştur. Dünyadaki örneklerinden farklı olarak Türk Safkan Arap atının özelliği, doksan yıldır aynı titizlikle sürdürülen ıslah çalışmaları sonucu güzellik ve asalet ile koşu performansının bir arada olmasının sağlanmış olmasıdır.

Kuruş’un Hikayesi

Hakikaten “Kuruş” adındaki aygır, o dönemin son 50 senesi içinde Suriye’de bir ben­zeri daha yetişmemiş bir Safkan Arap aygırıdır. O nedenle, bu atın Türkiye tarafından satın alınması üzerine; Beyrut’un orijinli yarış atı tavlası sahiplerinden Hami Farasi “Suriye ve Lübnan’ın Arap atı yetişti­riciliğinin bu ihraç hareketi ile büyük bir kayba uğradığını” üzülerek belirt­miştir.

Kuruş, Karacabey Harasında er­kek ve dişi olmak üzere emsalsiz yav­rular verdiği gibi, bu hayvandan yeti­şen birçok aygır diğer Haralarımız­da da yetiştirme bakımından çok etkili olmuştur.

Anıtlaşan Atlar …

Hindistan’da kısrağı Bukephalos’un öldüğü yerde İskender tarafından kurulan Bukephala kenti at ile binicisi arasında yepyeni bir ilişkinin, insanın asalet ve biçim özelliği arayışına cevap veren bir hayvan sevgisinin ifadesi olarak tanımlanmaktadır.

Türk tarihinde Karaca Ahmet; adıyla anılan türbesinde ve Çanakkale boğazını ilk defa geçen Alaattin Paşa atlarıyla beraber gömülerek gönül be­raberliklerini ölümle de devam ettir­mişlerdir. Diğer taraftan II. Osman çok sevdiği atı “Sisli Kır” için Üsküdar Çiçekçide yaptırdığı türbeye göm­müştür. II. Mahmut ise “Menekşe” isimli atı ölünce Karaca Ahmet me­zarlığına gömdürmüştür.

Veliyülaht (Baba Saad), Bağdat ve gerekse Beyrut’ da zamanın en sürat­li ve başarılı yarış atı olarak belirmiş, vücut güzelliği bakımından en güzel yavruları dünyaya getirmiştir. Bu ay­gırların yavruları Türkiye Arap atı ya­rışlarında en ön safta yer almışlardır

Ne kadar kıymete sahip oldukları belli olan bu aygırların mezar taşların­da yazan rakamlara dikkat edildiğin­de; Türk safkan Arap atı yetiştiricili­ğine katkıları kolaylıkla değerlendiri­lebilir.

Servetin kıymetini bilenler vefa borcu olarak aygır olarak hizmet ver­dikleri Karacabey Harasındaki mezar­da bu damızlık aygırları anıtlaştırmış­lardır. Umarız ki bu değerli damızlık atları ülkemize kazandıran, ıslah çalışmaları ile Türk Safkan Arap Atını, asalet, zarafet ve performansı ile bu güne taşıyan insanların duygu ve he­yecanlarının yaşatılmasına vesile olur.

Günümüzde her yıl yarış sahalarına 100 baştan fazla koşu tayını sunan Karacabey Harası, yetiştirdiği Sadungücü, Ertemiz, Uçan, Başseklavi isimli tayları hipodromlarda kupaları kapmak için koşmaktadır. Diğer yandan Zergana, Kurtel, Sonalp, Caş’ın tayı Babamevlüt, Onurkaan, Özduran, Bilgin, Anılsade, Hisarbey, Gürgökçe gibi yakın zamanlarda yetiştirdiği şampiyonlar ise yeni şampiyon taylar dünyaya getirmek için aygır olarak hizmet vermektedir.

Baba Kuruş  Yattı Kalkmaz

Konuyla ilgili bir hatıratı da akta­ralım. Herkesin değerini bildiği, Ba­kanlığın yakından takip ettiği “Baba Kuruş” kaybedilmiştir. Bakanlığa du­rumun bildirilmesi gerekmektedir. Olayın meydana getireceği infial ve tepki bilinmektedir.

Karacabey Harası Müdürü rah­metli Mümtaz Öngen, Baba Kuruş’un öldüğünü Bakanlığa nasıl rapor ede­ceğini düşünür. Sonunda çekeceği telgrafı kaleme alır;

“Baba Kuruş yat­tı kalkmaz, Hara Müdürü Mümtaz.”

Reklamlar
Bu yazı At, Hayvan Yetiştirme ve Islahı, hayvan ıslahı, Meslek Politikası, zootekni içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s