2005 “Dünya veteriner Hekimler Günü”nü Kutlarken

Sayın TBMM Başkanvekilim, Misafirlerimiz,Meslektaşlarım, Basınımızın  değerli temsilcileri

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi ile  mesleki kurum ve kuruluşlarımızın birlikte düzenlediği Dünya Veteriner Hekimleri Günü kutlama toplantısına hoş geldiniz. Mesleki birlikteliğimizin vesilesi olan bu günde bizlerle birlikte olduğunuz için düzenleme kurulu adına teşekkür ederim.

            Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin de üyesi bulunduğu Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Genel Kurulunun aldığı bir karar ile Nisan ayının son Cumartesi gününün Dünya Veteriner Hekimleri Günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Dünya ülkeleri ile birlikte ilk defa 2001 yılında ülkemizde de kutlanılmaya başlamıştır. Başlangıcında oluşturulan bir gelenek ile bu kutlamalar Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin önderliğinde tüm mesleki kurum ve kuruluşların temsili ile oluşturulan düzenleme kurulu marifetiyle organize edilmektedir.

Gelişen ve değişen dünyada veteriner hekimliği hizmet alanlarının öncelik ve yoğunlukları da bu değişim ve gelişmelere paralel olarak gelişime ve değişimler göstermiştir. Bu değişimlerin kamu oyu ile paylaşılması ve toplum kesimlerinin bilgilendirilme ihtiyacı böyle bir günün kutlanılmasına ihtiyaç göstermiştir.

Son asırda stratejik ürün olma özelliği artan gıdaların yeterince ve sağlıklı olarak temini ülkelerin en önemli gündemini oluşturmaktadır. Geçmişte hayvansal üretimin artırılması ve hayvan sağlığının korunması ile hayvan kökenli gıdaların sağlıklı üretimi suretiyle veteriner halk sağlığı ve gıda güvenliği veteriner hekimlerin temel hizmet alanlarını oluşturmaktaydı. Bugün için bu hizmet alanları önemini korurken, gelişen dünyada, hızlı kentleşme, yeterli ve güvenli gıdaya ulaşımı daha önemli hale getirirken, çevre problemleri öne çıkmış, kent insanının sosyal ihtiyaçları içerisinde ev hayvanları önem kazanmıştır.

Kültür hayvanı yetiştiriciliğinden su ürünlerine, yaban hayatından arı, ipekböceğine her türden hayvanlar ve bu ürünlerin sağlığından sorumlu olan veteriner hekimlerin çalışma alanı da bu gelişmelere paralel olarak kırsal alandan kent hayatına doğru hızla artan oranda ağırlık merkezini değiştirmeye başlamıştır.

İnsanların sağlığında vazgeçilmez hayati gıda olan hayvansal gıdaların güvenliğinde hayvanlardan insanlara bulaşan, zoonoz olarak tanımlanan çok sayıda hastalık, gıda üretim- tüketim zincirinde en önemli riski oluşturan bulaşmalar kadar ilaç kalıntıları da insan ve çevre sağlığını her zaman için önemli düzeyde etkilemektedir.

Bu gelişmeler son yıllarda gıdanın kaynağından tüketime kadar zincirin tüm halkalarında gerekli kontrol sisteminin oluşturulmasını öne çıkarmış, çiftlikten sofraya, çiftlikten çatala gibi kavramların çok kullanılır olmasına neden olurken hayvansal gıdalarda bunu daha özel olarak ahırdan sofraya gıda güvenliği yaklaşımı olarak tanımlıyoruz.

Ahırdan sofraya gıda güvenliği yaklaşımının temelini, hayvanların yediği yemden, yetiştirilme ve taşıma şartlarının hayvan refahı kurallarına uygunluğu, asgari ve kontrollü ilaç kullanımı, kesim ve kesim sonrası hijyen kurallarının uygulanması, HACCP prosedürlerinin oluşturulması ile bu kuralların uygulanmasında, zincirin her halkasında yetkili veteriner hekim  kontrolünün sağlanması oluşturmaktadır.

Gelişen dünyada bu konular üzerinde önemli mesafeler alınırken ülkemizde bu konuların aynı paralelde gittiğini söyleyebilmek oldukça zor olmaktadır.

Türkiye’de iki binli yıllarda, 25 yıl öncesine göre, insanlar daha fazla hayvansal protein tüketemiyorlar. Tükettikleri hayvansal gıdalar 25 yıl öncesinde ülkenin kendi üretiminden karşılanırken, bugün için net gıda ithalatçısı ülke konumunda bulunuyoruz. Tavuk eti ve yumurta dışında dışa bağımlı hale geldik. Bu ürünlerin üretiminde ise ana materyalin tamamı dışa bağımlıdır.

Her ne kadar küreselleşme adı altında ticaretin sınır tanımazlığı ön plana çıkartılsa da, toplumların bilhassa hayati gıdalarda dışa bağımlılığı, ülkelerin bağımsızlığına önemli gölge oluştururken toplumları yeni kölelik sistemlerine götürmektedir.

Az gelişmiş toplumların bir taraftan yeterli ve güvenli gıdaya ulaşmaları güçleşirken, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, geniş toplum kesimlerinin bilhassa hayvansal gıda tüketimindeki yetersizliği sonucu beyin gelişimi ve sağlık problemleri, kolay yönetilebilir toplulukların oluşmasına imkan sağlamaktadır. Ülkemiz bunu her geçen gün daha belirgin olarak yaşamaktadır.

24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye’de sosyal ve ekonomik tercihler değişmiş, IMF güdümlü politikalar ile tarımda ve bilhassa hayvancılıkta ciddi ve planlı yanlışlıklar yapılmıştır. Tarım Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatının yanlış yapılandırılması ile sorumlular yetkisiz hale getirilmiş, sorumsuz yetkililer ise hayvancılık sektörünün yok olması için sanki özel çaba sarf etmişlerdir.

Diğer taraftan planlı kalkınmanın her döneminde gündemde olmasına rağmen 40 yıldır üreticinin üretimden pazara kadar örgütlenmesi sağlanamamıştır. Yetiştiricinin Pazar güvencesini sağlayan yem sanayi ve süt endüstrisi kurumu çalışamaz hale getirilerek yok edilmiş ve yetiştirici uluslar arası tekellerin insafına bırakılmıştır.

Bugün için ülkemizde süt sanayiinde uluslar arası sermayenin payının %70 düzeyinde olduğu ifade edilirken oluşturulan oligopol, son dört ayda üretim maliyetlerindeki artışa rağmen süt alım fiyatlarını %20-25 oranında düşürmüş,bunu kendi satış fiyatlarına da yansıtmamıştır. Bu oligopol dört ay önce sanayiye ulaşan sütün yetersiz olduğunu beyan ederken, bugün üretim fazlalığından dolayı üretilen sütün alınmasında zorluktan bahsediliyor. Bu durumu iyi niyetle anlayabilmek mümkün değildir. Amaç yetiştiricinin elindeki damızlığın devreden çıkartılmasını temin ederek uluslararası sermayeye yeni pazarlar açmaktır.

Et ve Balık Kurumu da çalışamaz hale getirilerek kıymetli arsası olan kombinalar elden çıkartılmış kalanı da yok edilmeye çalışılırken TİGEM işletmeleri aynı son için hazırlanmaktadır.

AB müzakereleri ve Dünya Ticaret Örgütü kararları sürecinde rekabet gücünün büyük oranda yok olacağı bilinen hayvancılık sektörü için acil önlemler alınması gerekirken, sektöre destek sağlayan bu kurumların yok edilmesini bu ülkenin menfaati ile bağdaştırmak mümkün değildir. Eğer devlet bu kurumların hayatiyetini sürdüremiyorsa, bu kurumların kuruluş nedeni olan yetiştiricilerin örgütlenmesini temin ederek bu kurumları kuruluş nedeni olan sahiplerine devretmesi gerekir.

Son günlerde çıkartılan hayvancılığın desteklenmesine ilişkin kararname, çöküşü hızlandırılan hayvancılık sektörü için önemli bir kaynak olarak görülmektedir. Buna karşılık bu kaynağın rasyonel kullanımı kaynağın sağlanması kadar önem taşımaktadır. Yaşamakta olduğumuz gelişmeler bizleri ciddi şekilde endişeye sevk etmektedir. İşin ehli olmayan kimselerin elinde bu destekler, suni tohumlama desteğinde olduğu gibi üretim artışını sağlayacak uygulamalardan, rant paylaştırma ve çıkar kavgasına dönüştürülmekte, sektör her geçen gün yeni bir kaosa sürüklenmektedir. Bu gelişmeleri üzüntü ve endişe ile takip etmekteyiz.

Avrupa Birliği yolunda gıda mevzuatında yapılan değişiklikler, AB uyumu ile alakası olmayacak gelişmeler göstermiştir. Her türlü ikaz ve çabaya rağmen gıda yasası içi boş bir yasa olarak çıkmış ve yanlışlara zemin hazırlayan bir vesika olmuştur.

Yasaya bağlı çıkartılan yönetmeliklerde gıdaların fiilen denetimsizliği, yasal hale getirilmiş, yanlışlara yeni halkalar ilave edilmiştir. Yetkinin tek elde Tarım Bakanlığında toplanması ciddi iyileşme beklentisi oluşturmasına karşılık, beklenenin aksine gelişmeler yaşanmış, yerel yönetimler ve sağlık bakanlığının yaptığı denetimler kalkarken tarım bakanlığı bu boşluğu dolduramadığı gibi gıda denetiminde sağlık unsuru tamamen kalkmış, gıda sanayinin denetimsiz üretim yapması sanki esas alınmıştır.

Son yönetmeliklerle hayvansal gıdalarda fiili olarak denetimsiz üretim yasal hale getirilmiştir. AB ilişkilerinde önemli olan veteriner ve gıda mevzuatı çıkmaza sokulurken, yetkili ve sorumlu kargaşası nedeniyle önemli sıkıntılar yaşanmaktadır.

 Ulusal programda öngörülmesine rağmen hala veteriner çerçeve kanunu çıkartılmamakta, kamu reformu yasa tasarısı uluslar arası kabul görecek veteriner kontrol sistemine imkan vermemekte, tarım bakanlığı yeniden yapılandırma çalışmaları da kapalı kapılar ardında uluslar arası kabul görecek yapılandırmanın dışında hazırlanmaya çalışılmaktadır.

Bu yaklaşım ve çalışmaların bu ülkeye bir faydası olmadığı gibi zor bir dönemde daha sonra telafisi güç zararlara neden olabileceği akıldan çıkartılmamalıdır.

Her şeye rağmen ülkemizde hayvancılık sektörü ekonomik ve sosyal önemini korumaya devam edecektir. İnsanımız yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşmak zorundadır.

Veteriner  hekimler hayvanların sağlığını korumada, hayvansal gıdaların sağlıklı üretiminin yapılmasında ve tüketicinin sofrasına sağlıklı ulaşmasında her şeye rağmen üzerlerine düşeni yapacaklardır. Bu mesleki sorumluluğumuzun gereğidir.

Veteriner hekimler yurdun en ücra köşesindeki yetiştiricinin ahırından yaylasına, metropollerdeki banliyolardan yüksek gelirli sosyal grupların sofrasından can dostlarına kadar her bir yanda hizmet vermeye devam edecektir.

Dünya Veteriner Hekimleri Gününü kutluyor saygılar sunuyorum.

Dr Mustafa ALTUNTAŞ
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez Konseyi Başkanı 
 
30 Nisan 2005 Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlama Töreni Açılış Konuşması  
Posted in AÇIKLAMALAR, Genel, Meslek Politikası, veteriner hekim | Yorum yapın

Dünya’da ve Türkiye’de Veteriner Hekimlik İcrası ve Eğitimi

PDF formatındaki sunu için aşağıdaki bağlantıyı açınız!

Dünya’da ve Türkiye’de Veteriner Hekimlik İcrası ve Eğitimi

Veteriner Hekim Öğrenci Diyaloğu Sempozyumu
2-5 Mayıs 2012 Ankara
Sunu 
Posted in AB uygulamaları, ABD uygulmaları, Eğitim, Meslek Politikası, veteriner, veteriner hekim | Yorum yapın

İşyeri Hekimliği İçin Yönetmelik Gerekli Mi?

İşyeri Hekimliği İçin Yönetmelik Gerekli Mi?

TVHB Merkez Konseyi, İşyeri Hekimliği önetmelik taslağını meslek kamuoyu ile paylaştı.

Beşeri Hekimlerin Var, Bizim Neden Yok Anlayışı Mı?

Çeşitli zamanlarda, bazı meslek mensuplarının beşeri hekimlerin işyeri hekimliğini örnek alarak, neden bizde yok diye Merkez Konseyini eleştirdiğini biliyoruz. Bu eleştirileri yapan meslek mensuplarımız gibi düşündüğü anlaşılan TVHB Merkez Konseyi de, bu talepleri karşılamak için taslağı hazırlamış ve meslek kamuoyu ile paylaşmış görünüyor.

Taslak, bu konuda eleştiri ve önerilerde bulunan meslek mensuplarımız gibi, Merkez Konseyi’nin de mevzuat oluşturma konusunda usul ve esasları yeterince inceleme,  irdeleme ve değerlendirme çalışması yapmadan bu işe giriştiği izlenimini vermektedir.

TVHB Uygulama Yönetmeliği Yok Mu Sayılıyor?

Her nedense TVHB Merkez Konseyi Başkanı, uygulanmasını sağlamakla yükümlü ve sorumlu olduğu TVHB Uygulama Yönetmeliğini, çoğu zaman yok saymaktadır. Ancak üçüncü şahıs ve kurumlara karşı savunma ihtiyacı duyulduğu zamanlarda Merkez Konseyi ve Oda Yönetimleri Yönetmeliği dayanak göstermektedir. Halbuki, Merkez Konseyi Başkanı bu Yönetmeliği, ortadan kalkmadığı ve değiştirilmediği sürece yürütmesini sağlamakla yükümlüdür.

Merkez Konseyi ve Oda yönetimlerinin, yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi konusunda, yönetmeliğin yayınlandığı Eylül 2006 dan bu yana bir arzu ve çabası gözlenmemiştir. Ancak bazı oda yönetimlerinin ihtiyari ve kısmi olarak uygulama yönünde eğilim gösterdikleri de izlenilmektedir.

Durum böyle olunca da herhalde yönetmeliği uygulamakla yükümlü olan yönetimlerin, içeriğinden bile haberdar olduğu konusunda şüphe uyanmaktadır.

Kamu Dışında İstihdam Bölümü

İşyeri Hekimliği ile ilgili hususlar, söz konusu yönetmeliğin “Kamu Dışında İstihdam” bölümünde yer almıştır. Çalışma şartları, ücret v.b hususları içeren sözleşmenin oda onayına sunulma şartı ile Oda Yönetimleri yetkili kılınmıştır. İşyeri Hekimliğine ilişkin bir yönetmelikte yer alacak mesleki etik ve sorumluluklar ile ilgili konular ise yönetmeliğin ilgili bölümlerinde zaten bulunmaktadır.

Aynı Konuda, Aynı Düzeyde İki Mevzuat Olmaz!

Mevzuat oluşturma usul ve tekniği itibarı ile aynı konuda, aynı düzeyde mevzuat hazırlanması kabul edilebilir bir durum olmadığı gibi usul ve esaslara da aykırıdır. Bu şekil bir yönetmelik istihsali, TVHB Uygulama Yönetmeliğindeki ilgili hükümlerin ortadan kaldırılmasını, dolayısı ile bu yönetmeliğin değiştirilmesini gerekli kılacaktır.

Danıştay’ın iptal gerekçeleri nedeni ile İşyeri Hekimliği Yönetmeliği için defalarca yapılan çalışmalarda ve bu amaçla oluşturulan çalışma gruplarında etkin bir metin oluşturulamamıştır. Sorun, Yönetmelikte Dokuzuncu Bölümde “Kamu Dışında İstihdam” (Madde.113) başlığı altında giderilmiştir. Bu bölümde getirilen düzenlemeler, 1990 lı yıllarda yayınlanmış ve MİGROS tarafından açılan dava ile Danıştay’ca iptal edilen İşyeri Hekimliği yönetmeliği içeriğinden daha etkin hükümlerdir.

TVHB Uygulama Yönetmeliği Herkesi Bağlar!

TVHB Uygulama  Yönetmeliği, Büyük Kongre Kararı ve Bakanlığın uygun görüşü ile yayınlanılarak yürürlüğe girmiş ve yasal süre içerisinde de -konuyla ilgili olmayan ve fiili olarak önemli bir sonuç getirmeyen bazı maddelerin iptali dışında- herhangi bir itiraz olmadığı için geçerliliğini korumuştur. Daha sonrasında, yasal sürecin geçmesi nedeniyle iptal imkanı bulunamadığından, İTO tarafından bu hükümlerin değiştirilmesi konusunda TVHB Merkez Konseyinden talepte bulunulduğu bilgisi hafızamızdadır.

TVHB Uygulama Yönetmeliği, TVHB organları, veteriner hekimler, üçüncü şahıslar yanında Bakanlığın da uyması ve uygulanmasını takip etmesi gereken bir mevzuattır. Çünkü; Bakanlığın yürütmekle yükümlü olduğu 6343 sayılı yasa kapsamındadır ve Bakanlık uygun görüşü ile yayınlanmıştır.

Sahibini Arayan 6343 Sayısı Yasa Değişiklik Tasarısı!

TVHB Büyük Kongresinde 2006 yılında  6343 sayılı yasada değişiklik önerileri de oybirliği ile kabul edilmiştir (bkz. http://www.turkvet.biz/yazi/mp_sahibini_arayan_yasa_tasari.htm). TVHB Uygulama Yönetmeliği içeriği, yasa değişiklik önerilerine uyumlu olarak hazırlanmıştır. Büyük Kongre öncesinde yapılan zirve toplantısında, Yasa değişiklik taslağı hususunda Sayın Bakan ve Milletvekilleri, Büyük Kongrede kabul edilecek taslağın yasalaşması için gereken çabayı harcayacaklarına söz vermişlerdir.  Yasalaşması için Bakanlığa sunulan tasarıya, Bakanlıkça karşı görüş bildirilmiş ise  de 41.Dönem Merkez Konseyi tarafından Büyük Kongrece kabul edilen taslak üzerinde ısrar edilmiştir. Daha sonrasında ise yasa değişiklik tasarısına, nedeni anlaşılamaz bir şekilde TVHB organları ve meslek kamuoyunca sahip çıkılmamış ve gündeme getirilmemiştir.

Yasada değişiklik Olmadan, Yönetmelikte Değişiklik Risklidir!

Büyük Kongre tarafından 2006 yılında  kabul edilen yasa değişiklik taslağı yasalaşmadan, TVHB Uygulama Yönetmeliğinde, içeriği ne olursa olsun yapılacak herhangi bir değişiklik, yönetmelikle ilgili tekrar dava açma sürecinin başlamasına imkan verecektir. Bu durumda ise özel sektörün kabul etmek istemediği, daha önce de işyeri hekimliği yönetmeliğinin iptal gerekçesi olan hususlar mahkeme konusu olacaktır. Sonuçta, “Kamu Dışında İstihdam” bölümünde veteriner hekimlerin çalışma şartları ile ilgili meslek örgütünün kontrol ve vesayetinin ortadan kalkmasının yolu açılmış olacaktır. Bu şekildeki bir gelişmenin sonuçlarını, mevcut yönetmelik hükümlerine rağmen, yaşananları dikkate alınca düşünmek bile korkutucudur.

Nasıl Bir Düzenleme Yapılabilir?

Bu durumda, işyeri hekimliği konusunda ihtiyaç duyulan hususların açıklığa kavuşturulması ve mevzuata bağlanması için yapılması gereken nedir?

Bu sorunun cevabı bellidir. Mevzuatlar sıralı bir dizin halinde düzenlenir. Yasadaki hükümlerin uygulama usul ve esasları Yönetmelikle belirlendiği gibi, yönetmelikteki hususlara açıklık getirmek için de bir alt mevzuat istihsal edilebilir. Benzer usul ve esaslar içerisinde hazırlanılacak bir tebliğ, Büyük Kongre tarafından kabul edildikten sonra, yalnızca veteriner hekimleri ilgilendirecek hususları içeriyorsa, meslek örgütünün yayın organında, üçüncü şahısları da ilgilendiren hususlar içeriyorsa Bakanlık uygun görüşü alınarak Resmi Gazete’de yayınlanması sonucu yürürlüğe konulabilir. Bu şekilde, Yönetmelikte Oda Yönetimlerinin inisiyatifine bırakılmış olan sözleşme içeriği ve hükümler, tebliğde mevzuat hükmü haline getirilmiş olur. Bunun avantaj ve sakıncaları iyi irdelenerek tebliğ içeriği ona göre hazırlanması gerekecektir.

İşyeri Hekimliği İsmi Gerekli Mi?

Hazırlanacak tebliğde, “işyeri hekimliği”  ifadesinin yer almasının gerekliliği de, çalışma alanları dikkate alınarak iyi irdelenmeli ve ona göre şekillendirilmelidir. Çalışma alan ve şartlarının beşeri tababetle uyumlu olmadığı göz ardı edilmemeli ve beşeri yönetmeliğe benzetmenin geçerliliği doğru değerlendirilmelidir.

Yönetmelik Taslağı İçeriğinde de Sorun Var!

TVHB Merkez Konseyi tarafından hazırlanan İşyeri Hekimliği yönetmelik taslağının içerisindeki hükümler ise başlı başına tartışma konusudur. Veteriner hekimlerin mesleki yetki ve sorumluluklarını sınırlayıcı içeriğe sahip olduğu kanaati oluşturmaktadır. En tipik örneklerden birisi yem konusundadır. Sadece yemin sağlık kontrolü olarak tanımlanmaktadır. Veteriner hekimin rasyon hazırlama, uygulama v.b konuları ile sürü yönetimi gibi önümüzdeki süreçte mesleğin temel işlevleri yok sayılmış olmaktadır. Bu mevzuatta ortaya konulan hususların, amaç dışı ve üçüncü şahısların meslek aleyhine yorum ve gerekçelerine, olumsuz gelişmelere neden  olacak içeriğe sahip olmamasına özen gösterilmelidir. Bazı meslek mensuplarının içerikle ilgili haklı endişeleri de dikkat çekicidir.

Sonuç

Bu hususlar dikkate alınarak, TVHB Merkez Konseyi’nin taslağı geri çekmesi, gerek duyuluyorsa amaç, kapsam ve içeriği oldukça dikkatli hazırlanmış bir alt mevzuat istihsali için gerekli çalışmanın yapılmasının daha uygun olacağı hususu değerlendirilmelidir.

22.03.2012

Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
www.turkvet.biz
 
Posted in Genel, Meslek Politikası, veteriner hekim | Yorum yapın

Hayvancılılık ve sektör sanayiinin durumu

2010 yılında yetiştiricilerin, et, süt üreticilerinin durumunu terazinin bir kefesine koyun.

Diğer kefeye de bu sektörün sanayici ve ticaretini yapan firmaları.
Bakalım nasıl yorumlayacaksınız?
Sakın ola ki sermaye düşmanlığı yaptığımızı düşünmeyin!
Değerlendirme size ait olsun.
Türkiye’nin 2010 yılındaki en büyük firma sıralaması İTO tarafından
yayınlandı.Sıralamaya baktığımızda;
İlk  en büyük 100 firma içerisinde 12 adet ( bunların 7 si tavukçuluk sektöründe)
500 firma içerisinde 26 adet,
1000 firma içerisinde 52 adet sektör firması yer alıyor.
Başarılarını kutluyoruz.

3 Kasım 2011

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ

Posted in Genel | Yorum yapın

Türk Tuberkülini!

-Uzman Veteriner Hekim Yılmaz ÜSTÜNAKIN’ı Rahmet ve Saygıyla Anarken-

Geçmiş yıllar. Geçmiş yıllar deyince 3-5 yıl değil. Olayı ilk ağızdan dinlediğimden bu yana 30 yıl kadar geçmiş. Olayın geçmişi ise herhalde 40 yıla dayanıyor…

Ülkemize hayvan ithali kolay değil. Bugün ki gibi gümrüklerimiz yol geçen hanı gibi her türlü hayvanın, sağlamın, hastanın hatta ölü hayvanın giriş yaptığı kapılar değil!

Ülkemizden yurt dışına, bilhassa orta doğuya hayvan çıkışları var, hayvan kaçakçılığı o zamanlarda da var ama dışarıdan ülkemize değil, ülkemizden dışarı akan bir trafik var…

Türkiye’ye ithal edilecek hayvanlarda hastalıktan arilik çok önemli. Her ne kadar leukoz gibi ülkemizde olmayan bir çok hastalığın ülkemize girişi de yine ithal hayvanlarla olmuş olsa da, bazı hastalıklar için kurallar oldukça katıdır.

Tuberküloz,bruselloz teşhisi yasak olduğundan ülkemizde hasta hayvan görülmezken, bırakın hayvanları, insanlar arasında bruselloz %2.5 düzeyine ulaşmıştır. Ama ithal hayvanlar için kontrol sıkı görülmektedir. İthal edilecek damızlık sığırlara “Türk Tüberkülini” uygulanması şarttır. Sanmayın ki ülkeye geldiğinde yapılacaktır. Kaynağında tuberkülin uygulanması yapılacak, sonucu menfi ise ancak ithal edilebilir.

Bu şartlar altında Almanya’dan damızlık ithali yapılacaktır. İthal edilecek hayvanları kontrol etmek üzere de Etlik Veteriner Kontrol ve araştırma Enstitüsü Tuberküloz Labaratuvarı Şefi Uzman Veteriner Hekim Yılmaz Üstünakın (Rahmetli) görevlendirilir. Damızlık seçimi yapılır. Sıra sağlık kontrolüne gelir. Almanlar; damızlık seçimi yapılan işletmelerin hastalıktan ari işletmeler olduğunu,arilik belgeleri bulunduğunu, o nedenle bu şekil bir uygulamayı kabul edemeyeceklerini bildirirler.

Ekibimiz ise yasalarımızın ithal edilecek damızlıklara Türk Tuberkülini uygulanmasının yasal zorunluluk olduğunu belirtirler. Karşılıklı oldukça gergin bir hava oluşur. Konuyu onur meselesi yapan Almanlar sonuçta razı olurlar, aksi halde damızlıkları satamayacaklardır.

Hayvanlara Türk Tuberkülini uygulaması yapılır ve sonuçları okunur. Hastalıktan ari bir işletmede seçilen hayvanlar tubekülozlu çıkmıştır. Almanlar itiraz ederler ve testin yanlış olduğunu iddia ederler. Hatta dalga geçmeye kalkarlar. Meslektaşımız, tavrını net olarak belirlemiştir ve restini çeker;

- “Testimizde herhangi bir şüphe söz konusu olamaz, bu hayvanlar tuberkülozludur.” Siz de gerekli testlerinizi yapın, görün  der.

Almanlar, her ne kadar hayvanların sağlam olduğundan emin olsalar da, kendi usullerince testlerini yaparlar.

Sonuç;hayvanlar gerçekten tuberkülozludur. Şaşkınlık içerisinde durumu araştırmaya başlarlar. Yapılan araştırma sonucunda, işletmede hayvanlarla oldukça yakın temasta bulunan evin babaannesi eski bir tuberkükoz hastasıdır. Bir dönem babaannenin tuberkülozu aktif hale gelmiş ve ahırdaki hayvanlara da hastalığı bulaştırmıştır.

Karşı karşıya kaldıkları zor durumdan yeterince mahçup olan Almanlar, Uzman Veteriner Hekim Yılmaz ÜSTÜNAKIN’dan hem özür diler, hem de olayı açığa çıkartmasından dolayı teşekkür ederler.

Şimdi, düşününce, “o şartlarda ithal edilen hayvanlarla bile ülkemizde olmayan bir çok hastalığı getirdiğimize göre, bugün ülkemize neler gelmiyor ki acaba” diye düşünmemek mümkün mü?

Saygı ve rahmetle anıyorum. 16.03.2012

Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
 
*Uzman Veteriner Hekim Yılmaz ÜSTÜNAKIN, Etlik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü’de Labaratuvar Şefliği sonrasında Müdür Yardımcılığı görevinde bulunmuş, 1980 li yılların başında Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne atanmış ve uzun süre emekliliğine kadar bu enstitünün Müdürlüğünü yapmış değerli bir meslek büyüğümüzdür. Bu olayı o zamanki adıyla Bafra Karaköy Harasında uyguladığımız tuberkülin sonuçlarının müşterek değerlendirilmesi esnasında, 30 yıl kadar önce aktarmıştır. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
Posted in Büyükbaş, Genel, Hayvan Sağlığı, Veteriner Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği, Veteriner İlaçları ve Biyolojik Ürünler | Yorum yapın

Veteriner Hizmetlerini Özelleştirmek Mi? Serbest Veteriner Hekimleri Yetkilendirmek Mi?

Veteriner Hizmetlerini Özelleştirmek Mi?
Serbest Veteriner Hekimleri Yetkilendirmek Mi?

Bir süredir e-posta grubunda (TürkVet Google Grup) kulak küpesi ve kayıt sistemi ile koruyucu aşılamaların özelleştirmesine ilişkin tartışma sürmektedir.

Bu tartışmalarda maksadı aşan bazı ifadeler bir yana bırakılırsa birbirinden farklı ve ilginç görüş ve yaklaşımlar ortaya konulmuştur.

Tartışma konusu küpeleme, hayvan kayıt ve koruyucu aşılamalar, Bakanlığın temel  görev ve sorumluluk alanı olup, ülkemizde halk sağlığı ve hayvan sağlığının korunmasında temel işlevler olması yanında uluslararası anlaşmalar gereği, resmi ve yetkili veteriner otoritesi tarafından yani Bakanlıkça yerine getirilmesi ve yürütülmesi gereken hizmetlerdir.

AB uyumu çerçevesinde yürürlüğe konulan veteriner hizmetlerini düzenleyen yasa da bunu zorunlu kılmakla birlikte, bazı hizmetlerin özelleştirilmesine imkan sağlamaktadır.

Ancak hizmetin özelleştirilmesi, yasanın özüne, uluslararası kabullere uymayan bir şekilde taşeronluk veya müteahhitlik hizmeti veya ihale mantığı içerisinde yapılmaya çalışılmaktadır.

İşin en ilginç yanı ise yine kamu kurumu niteliğinde olan,meslek deontolojisini sağlamak ve korumakla görevli  meslek örgütü müteahhit konuma getirilmiş, meslek mensupları da müteahhit firmanın taşeronu gibi konumlandırılmaktadır.

Bu yaklaşım daha önce de suni tohumlama hizmetlerinin özelleştirilmesinde, koruyucu aşılamalarda ve hayvan kayıt sisteminde denenmiştir. Her defasında da konu rant kaynağı haline getirildiğinden, hizmetin yerine getirilmesi mümkün olmazken,meslek ve mensupları rezil hale getirilmiş, meslek örgütünün organları da dahil edilmek suretiyle bazı kurum ve kuruluşlar, veteriner hekimlerin sırtından rant sağlamış ve sağlamayı sürdürmektedirler.

Bu rant aktarımına ve rezilliğe karşı ne meslek örgütünün organları ne de meslek mensupları  doğru bir tavır koyamadıkları gibi, sağlanan rantın övünç vesilesi haline getirildiği gözlenmektedir.

Veteriner hizmetlerini düzenleyen 3285 sayılı yasada yer almayışına karşılık, yeni düzenleme yani    “5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu”, veteriner hizmetlerini yerine getirmekte yetki ve sorumluluk sahibi geçmişteki “Hükmet Veteriner Hekimi” yerine “Resmi Veteriner Hekim” (Bu Kanun kapsamında verilen görevleri Bakanlık adına yapan Bakanlık personeli veteriner hekim) tanım ve kavramını getirmiştir.

Bunun yanında söz konusu yasa, geçmişten farklı ve önemli bir kavram daha getirmiştir. Bu kavram “Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim”dir. Yasaya göre, Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim; “Bakanlıkta görevli veteriner hekimler dışında, verilecek resmî görevleri yürütmek üzere Bakanlık tarafından yetki verilen veteriner hekim” olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifade ile yasa, Bakanlığın bazı resmi görevlerini yürütmek üzere serbest veteriner hekimlerin “Resmi Veteriner Hekim” gibi görevlendirilmesi ve yetkilendirilmesine imkan vermektedir. Bu statü  ve tanım, AB mevzuatına uygun bir düzenlemedir.

Yasadaki bu düzenleme, Bakanlığın  yapmakla yükümlü olduğu resmi hizmetlerin bir kısmını serbest veteriner hekimler marifetiyle  yerine getirmesi anlamı taşımaktadır. Bu durum, resmi iş ve işlemlerin özelleştirilmesi değil,  serbest (özel) statüdeki veteriner hekimlerin resmi veteriner hekim olarak  görevlendirilmesini ve yetkilendirmesini öngörmektedir.

İşte küpeleme, hayvan kayıt sistemi ve koruyucu aşılamaların ihale edilmesi, başka kişi ve kurumlara hizmet bedeli karşılığı yaptırılması 5996 sayılı yasaya ve uluslar arası kabullere aykırı bir uygulamadır.  Hizmetin yerine getirilmesinden ziyade rant aktarımını ve önceliğini getiren bu uygulamalar, mesleki ilke ve doğrularla bağdaştırılabilir görünmemektedir.

Aynı durum gıda ve yem  kontrol hizmetleri  için de geçerlidir.

Gıda güvenliği de dahil olmak üzere resmi veteriner hizmetlerinin ihale ve müteahhitlik mantığı içerisinde özelleştirilmesi ve devri kabul edilebilir bir durum değildir. Bu tür uygulamaların arkasında durmak, mesleki doğru ve ilkelerden uzak olmak, yasanın ve AB mevzuatının esasını anlamamak veya ranta ortak olma hevesi olarak değerlendirilebilir.

Küpeleme, kayıt ve aşılama konusundaki yaşanan olumsuzlukların ve yapılan tartışmaların temelinde bu yanlışlık bulunmaktadır. Bu temel yanlışı tartışmaktan ve yanlışa tavır koymaktan ziyade sonuçları tartışmak, sorunlara çözüm bulmak yerine, gereksiz, mesnetsiz tartışmaları büyütmekte, sorunları daha da çözülemez hale getirerek puslu havada ava çıkmanın avantajını bilen rant avcılarına katkı sağlamaktadır.

Hayvan ıslah çalışmalarını örgütlü şekilde yürütme dışında bir görev ve işlevi olmayan damızlık yetiştirici birliklerinin suni tohumlama, küpe, kayıt işlerini yürütme gibi bir görev ve işlevi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu  veteriner hizmetlerinin yetiştirici birlikleri eliyle yürütülmesi yasal olmadığı gibi,  veteriner hekimlerin  üzerinden sağlanan rant uygulaması dışında tanımlanamaz.

“AB ve Aday Ülkelerde Veteriner Hizmetlerinin Özelleştirilmesinde Karşılaşılan Sorunlar “ 2001yılında Polonya/Krakow’da AB TAIEX Ofisi ve Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonu tarafından düzenlenen konferansta tartışılmıştır. Bu toplantıda yapılan tespitler ve alınan kararlar (http://turkvet.biz/yazi/AB_vet_hizmet_ozellestirme.htm ) ile resmi kontroller,  Resmi Veteriner Hekim, Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim  kavramlarına ilişkin hususlar daha önce farklı yazı ve makalelerde meslek kamu oyu ile paylaşılmıştı(bkz. ek; 1,2,3,4,5,6)

Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim kavramının yasal hale getirilmediği dönemde, Bakanlığın  özelleştirilecek veteriner hizmetlerinin, bu esaslar çerçevesinde serbest veteriner hekimler tarafından, meslek örgütü koordinasyonu ve denetiminde, Bakanlık ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği arasında yapılacak protokol çerçevesinde yürütülmesi; 17 Şubat 2006 tarihinde  TVHB Merkez Konseyi tarafından düzenlenen, Bakan, Veteriner Hekim Milletvekilleri, Bakanlık ve diğer Bakanlıklarda görev alan üst düzey bürokratlar, Dekanlar ve mesleki dernek temsilcilerinin katıldığı “Mesleki Sorunlar; Çözüm Stratejileri ve Yolları” toplantısında gündeme getirilmiştir.

Bakanlık üst düzey bürokrasisi tarafından olabilir şeklinde nitelendirilmiş olmasına rağmen uygulamada bazı direnç noktaları nedeniyle somut bir ilerleme sağlanamamıştır. Takip eden süreçte  ise suni tohumlama hizmetleri için TVHB tarafından, Bakanlık yerine Damızlık Birliği ile protokol yapılarak veteriner hekimlerin sırtından rant paylaşımı yoluna gidilmiştir. Bazı resmi görevlerin serbest veteriner hekimler tarafından üstlenilmesi ilkesinin yerini, rant sağlamak almış, bunun sonucu hizmet yerine rant kavgası öne çıkmıştır. Zararını yetiştirici, ülke hayvancılığı ve veteriner hekimler çekmiş, çekmeye de devam etmektedir.

Netice itibariyle küpe, hayvan kayıt ve koruyucu aşılama hizmetlerinin  ihale edilmek suretiyle yerine getirilmesi, yasal sorumluluklar ve mesleki ilkeler açısından kabul edilebilir bir durum değildir. O nedenle, bu uygulama sonuçlarının tartışılmasından ziyade, sorunların kaynağı olan uygulama ve gelişmelerin irdelenmesi, tartışılması ve bu tür uygulamalara  ilkeli olarak tavır konulması daha önemli ve öncelikli görülmektedir.

Meslek kamuoyu, Meslek Örgütü daha fazla gecikmeden bu ilkeleri ve tavrı ortaya koymalı, Bakanlık yetkili ve sorumluları da sorumluluklarının ve yasaların, uluslar arası kuralların gereğini yerine getirmelidir.

İhale mantığı ile, meslek örgütünün müteahhit, meslek mensuplarının  taşeron rolü üstlendiği, rant öncelikli, hizmetlerin özelleştirilmesi düzeninden bir an önce vazgeçilmeli; serbest veteriner hekimlerin, yetkilendirilmiş veteriner hekim statüsünde,  Bakanlığın yerine getirmekle yükümlü olduğu bazı hizmetleri yerine getirmesi için, 5996 sayılı yasa hükümlerinin uygulamaya konulması yoluna gidilmelidir. Meslek kamuoyu ve Meslek Örgütü de bu konuda tavrını açık olarak ortaya koymalıdır.

21.02.2012

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim

Ekler;

  1. Resmi Veteriner Hekim
  2. Avrupa’da Resmi Veteriner Hekim (Official Veterinarian)*
  3. Mecburi İstikamet; “Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim” 
  4. Avrupa Birliginde Gidalarin Resmi Kontrolleri
  5.  Avrupada Veteriner Hekimlik
  6. Acil Eylem Planı, Veteriner Sertifikasyon, Bölge Veteriner Hekimlerinin Sorumluluklar
Posted in AB uygulamaları, Hayvan Sağlığı, Meslek Politikası, veteriner hekim | Yorum yapın

Meslekten Yansımalar, Yaklaşımlar ve Davranışlar

(Bu yazıda geçen kişi ve kurumlar sanaldır, ama olaylar gerçektir.) 

Türkiye’deki son yıllardaki siyasi ve idari erkin uygulama ve yaklaşımları, toplumun her kesimine yansıdığı gibi veteriner hekimler de bundan nasibini almış görülmektedir.

Bilgiye dayalı olmayan değerlendirmeler, cehaletin tavan yaptığı durumlarda yaptım oldu / ben yaparım kimse karışamaz gibi kural tanımazlık;  “cehaletin cesareti”  bir durum olarak karşınıza her yerde çıkabilir.

Son zamanlarda çeşitli vesilelerle bazı meslek mensuplarıyla yaşadığımız diyaloglardan bazı kesitleri hatırladığımızda iz bırakan yansımalardan örnekler kısaca şöyleydi.

Kendisini bir konuda uzman olarak tanımlayan, klinik başarılarını sunan ve o konuda bilgi sahibi kimse olmadığını ifade eden genç bir meslektaşımıza heyecan ve ilgisinden memnuniyetimizi ifade ederek yol gösterme amacıyla kafamızda oluşan bazı soruları yönelttiğimizde;

-Uzmanlık eğitimini nerede, nasıl aldınız?

-Herhangi bir eğitim almadım. Kendi kendimi yetiştirdim… Anatomi kadavraları üzerinde cerrahi pratiği kazandım.

-Bu kadar ilgili ve başarılısınız. Neden bir Fakültede lisansüstü eğitim almıyorsunuz?

-Bu konuları bilen ve pratiği olan hoca da yok zaten. Kimle görüşsem benden faydalanmak istiyor! Fakülteye devam etmemi istiyorlar, dışarıdan olmuyor…

-Herhalde serbest çalışıyorsunuz? Kliniğiniz var!

-Hayır, kamuda çalışıyorum.

-Statünüz nedir?

-TARGEL kapsamında köyde sözleşmeliyim.

-Peki, sözleşmenize göre klinik yapmanız yasak. Aynı zamanda mesleki mevzuatımızda klinik açmadan özel tedaviye imkan sağlamıyor. Bu sorun olmuyor mu? Nasıl çözüyorsunuz?

-Benim diplomam var! Kimse bana engel olamaz.

-Mevzuat konusunda bilginiz var mı? 6343 v.s. …

-Böyle bir şey olamaz,…, hem olsa bile H. amcam avukattır,(Bakan olan bir yakınını kasdediyor), o bilir, öyle bir şey olsa bana söylerdi.

- Bazı hareket ve uygulamalarınız mesleki mevzuatımıza göre suç teşkil ediyor, meslekten mene kadar giden bir ceza almanız söz konusu olabilir!

-Kimse bana bir şey yapamaz, ben veteriner hekimim, kimse hekimliğime karışamaz. Neden herkes beni kıskanıyor, benimle uğraşıyor. Hem burada size ne, siz neden benimle uğraşıyorsunuz?(Hakarete varan ifadeler)

Farklı bir bölge ilçe müdürünün açık öğretim işletme mezunu olduğu İlçe Müdürlüğünde çalışan, farklı bir meslektaşımız;

-Hangi statüde çalışıyorsunuz?

-TARGEL, sözleşmeliyim.

- Klinik yapıyormusunuz?

-Evet. Daha önce kliniğim vardı, yönetmelikten sonra kapattım.

-Klinik yapmanız hem TARGEL sözleşmesi, hem mesleki mevzuatımıza göre yasak değil mi?

-Sözleşmeye yazmışlar, ne yasağı, ben veteriner hekimim, benim diplomam var, hekimliğime kimse karışamaz?

-Mesleki mevzuat konusunda bilginiz var mı? 6343’ü okudunuz mu?

-O ne?

-Meslek ana yasamız. Mesleki yetki ve sorumluluklarımızı belirleyen yasa.

-Adını duydum, başlığına baktım, birileri kendini öne çıkarmak için yasa çıkarmış. Okumadım. Lüzümsuz bir şey, ihtiyaç duymadım.

-Odaya üye misiniz?

-Üç ayrı odaya da üyeyim. Daha önce buralarda serbest çalıştığım için mecburen üye oldum. Geçen hafta … Odasından yazı geldi, aidat ödememi istiyorlar. Ama hepsinden de istifa edeceğim.

Bir başka İl, Ziraat Mühendisi bir İlçe Müdürüyle birlikteyiz. Telefonu çalıyor. Karşıdaki hayvanının hastalığından bahisle yardım istiyor.

-Ben şimdi dışarıdayım. Daireye git, Veteriner(..)e benim söylediğimi söyle, gidip baksın…

Başka bir İlin bir İlçesinde Veteriner Hekim İlçe Müdür Vekili ile sohbet ediyoruz.

-Arkadaşımızın birisinin muayenehanesi vardı. Yeni yasa ile kapandı. Mecburen klinik yapıyoruz. Bir de anlamadığım şey. Hem yasak, TARGEL sözleşmesinde de yasaklanıyor, hem de TARGEL faaliyet raporunda ay içerisinde ne kadar hayvana suni tohumlama, teşhis, tedavi doğum uygulaması yapıldığı isteniliyor!

Bir başka yer.

-Ben kadrolu sözleşmeliyim. İlçe merkezinde kalıyorum. Evrak, yazışma işlerini takip ediyorum.

Aynı yerde diğer bir veteriner hekim;

- Mezun olduktan sonra bir başka ilde bir arkadaşımla birlikte klinik açmıştık. Aslında işlerimiz de iyiydi. Memlekete gelelim diye gelip burada klinik açtım. Bir süre serbest çalıştım. Ancak çok fazla risk olması nedeniyle, bir anlamda mecburiyetten TARGEL’e müracaat ettim ve atandım… İlçede ben kapattıktan sonra üç serbest çalışan veteriner hekim var. Ama çoğu zaman özel muayene ve tedavi için mecbur kalıyoruz. Çoğu zaman da masraflar dışında ücret almıyorum. Ben şimdi ne köydeyim ne de merkezde. Yerim belli değil. İlçe merkezinde masam bile yok. Her türlü işe gönderiliyorum. Diğer arkadaşım kadro sözleşmeli, anlamıyorum, aramızdaki farkı, ancak çok farklı konumdayız… Serbest çalışanlarında meslekte bildiği bir şey yok. Çok örneklerini görüyorum. Bildikleri birkaç amprik tedavi var, onları uyguluyorlar, ona da hekimlik denemez… Burada çok sayıda katır var. Çok vaka ile karşılaşıyoruz ama katır hastalıkları konusunda hiçbir bilgim yok, fakültede katırı hiç görmedim. Hastalıkları ile ilgili hiçbir bilgiyi de bulamıyorum. Bu konuda nasıl bilgi edinebilirim?…Keşke özel tedavi yasağı uygulansa biz de mecbur kalmasak…Şimdi herhalde aile hekimliği gibi bir düzen gelecekmiş…

Merkez İlçe dahil 10 ilçenin bulunduğu bir ilin, uzun süredir TVHB Büyük Kongre Delegesi olan eski adıyla Hayvan Sağlığı Şube Müdürü ile sohbet ediyoruz.

-Son olarak bir ilçedeki kamuda çalışan arkadaşımızın kliniğini kapatması ile üç ilçede serbest veteriner hekim yok. Diğerlerinin hepsinde serbest çalışan arkadaşımız var… Kamuda çalışanlar klinik yapmamaları gerekiyor ama yapıyorlar. TARGEL de çalışanlarla bizim ilgimiz yok. Ne yaptıklarını bilmiyoruz. Faaliyet raporları konusunda da bilgimiz olmuyor… Sayın Bakan buraya geldiğinde söyledi. Aile hekimliğine benzer bir yapı oluşacak, köylerde de veteriner hekim olacak bu şekilde. O zaman çok güzel olacak. Sorunlar büyük ölçüde giderilmiş olacak…

Bunlar mesleki sorunların bir cephesi. TARGEL çalışanlarından bazı örnekler. Ya serbest çalışanlarımızın durumu. İstisnalar bir yana, herhalde destan yazılır.

Peki diğer kamu hizmetlerimiz yolunda mı?

Bir ilçede meslektaşımızın çayını içiyoruz. Bir kasap geliyor, hayvan nakledecek ve sevk raporu alacak. Meslektaşımız kayıt karıştırmaya başlıyor, sevke uygun numaraları yazabilmek için çırpınıyor, hiç değilse araçtaki hayvanların bir kısmının sevki yasal olsun, vatandaşın işi görülsün diye. Uygun olmayan hayvanların sevkine göz yummanın, kılıf hazırlamanın anlam ve sorumluluğu yanında o duruma getiren sebepler başlı başına bir konu.

Bir başka örnek. Besilik hayvan ithalatı yapılmış. Bakanlığın azami yaş sınırı var. Aksi halde kayıt sistemine girişi olmayacak. Ziraat Bankası Besi Kredisi için 18 ay sınırı var. Daha yaşlı hayvanlar için kredi vermiyor. Resmi Veteriner Hekim kontrolü sonucunda 100 baş hayvanın 60 başı üç yaşın üzerinde. Bakanlığın sınırının çok üzerinde, Banka kredisi için çok yaşlılar. Sonuç; hayvanların hepsi TURKVET kayıt sistemine kaydediliyor, vatandaş kredisini alıyor. Sorun yok…

Ya üniversitelerimiz. Akredite olan Fakültelerimizin bile yeterli alt yapı ve pratik yaptırma imkanlarına sahip olmadığını biliyoruz… Kısa bir süre önce bir YÖK raporu yayınlandı. Klinikler ile ilgili. Konu detayları başlı başına bir değerlendirme konusu olabilir. Meslek mensubu hocalarımızın kaleminden çıktığı anlaşılan raporda mesleki alanlar sıralanmış. Mesleğin güncel önemli konusu olan hayvan refahı ile çevre sorumlulukları aynı başlık altında ifade edilmiş. Üniversitemizin geleceğe bakışı bu olunca gerisini nasıl değerlendirelim.

Meslek camiasındaki bilgi, birikim ve davranışlardan bazı yansımalardan örnekler böyle iken önder, yol gösterici ve yönlendirici olması gereken meslek kuruluşlarımızın bilgi konusundaki yaklaşımlarına da bakmak gerekiyor.

Bilgi çağında lisans eğitiminden daha çok “hayat boyu eğitim” kavramının öne çıktığı bir Dünya’da meslek içi eğitim konusunda nedense meslek örgütünde tık yok. Yönetmeliğin getirdiği sorumluluklar görmezlik bir yana bihaber gibi davranılıyor.

Yakın geçmişte muayenehane ve poliklinik yönetmeliğine konulan, kısa bir hizmet içi eğitim şartını örgütlerimiz farklı değerlendiriyor… Meslek örgütü bunu rant aracı olarak görerek ganimet için fırsat gibi değerlendirdiği üzücü bir manzara olarak öne çıkıyor. Diğer taraftan, bir çoğu  sahip olduğu diplomanın sadece mezuniyet diploması olduğundan, veteriner hekimlik yetkisini veren yasadan bile habersiz, meslek unvanını bile yanlış bilen bazı meslek mensuplarının bu eğitimi mesleki yetkilerin gaspı olarak değerlendiren feryatlarını izledik. Bu feryatlardan başka türlü rant elde etmeye çalışan mesleki Derneğimizin hizmet  içi eğitim konusunu kahramanca mahkemeye taşımasını gözledik, bu harekete yapılan methiyeleri okuduk.  Sonucu ne olur bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey varsa bu derneğimizin hukuk yolunda başardığı veteriner hekimlikte uzmanlığın rafa kaldırılmasının sorumluluğunu hala üzerinde taşımakta olduğudur.

Bilgi çağında meslekte kaliteyi yakalamak gibi bir düşünceye sahip miyiz? Bu kesitleri ve yansımaları değerlendirdiğimizde, bu düşünce nasıl gerçekleşir? Sanki bataklıkta kendi kendimize tepindikçe topluca batıyoruz. Bu gidişle, sağduyulu ve akılcı davranmanın çare olması bile yeterli olmayabilir. Her gün yeni bir düzenleme ile oluşturulan bataklık zincirinde boğulmamak elde değil.

Cehaletin cesareti ile varacağımız noktayı kestirebilen varsa zaten sorun yoktur…

 17.01.2012

Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim
Posted in Genel, Hayvan Sağlığı, Meslek Politikası, veteriner hekim | Yorum yapın